📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Aziz Bey aslında hepimizin içinde bir parça var. Olmak istemediğimiz aile üyemizden kaçtıkça ona dönüşme ihtimalimiz. Olmak istediğimiz halimizle şu an olduğumuz halimiz arasında tükettiğimiz koca bir hayat. Aziz Bey bu hayatı kaçırdığını çok geç fark ediyor. Ezilen babasına benzememek için zıt bir karakter geliştirip sonrasında tıpkı babası gibi olduğunu anlayan Aziz Bey’in hikayesi. Öncesinde sevdiği kadından yediği darbeler, dilini bilmediği bir yerde çaresiz kalışı ve dede yadigarı tamburu ile meyhanelerde çalmaya başlaması ile gidiyor. Bu kısım biraz daha yavaş gitse de evlenip babasına benzediğini fark etmesinden sonrası daha can alıcı kısmı fakat geç kalmıştır. Yıllar boyu evde beklettiği eşi ölmüştür. Onu sevmek için hiç vakit aramadığını fark etmiş bunun pişmanlığı ile yaşayacaktır. Kibirli, dediği dedik, bencil, umursamaz Aziz Bey’in de sonu onun hiç istemediği şekilde bitecektir.
Senin göğün hep berrak olsun, tatlı gülüşündeki ışıltı ve dinginlik hiç eksilmesin; bir başka yalnız, minnettar yüreğe bahşettiğin o bir anlık mutluluk ve neşe için talihin hep açık olsun!
Tanrım! Bir anlık mutluluk! Koskoca bir ömürde az şey mi ?..
Bir hayalperestin 4 gece süren aşkını anlatıyor. Karakterimizin hissettiği yalnızlık duygusu çok yoğun bir şekilde yansıtılmıştır. Herkesten uzaklaşmış kendi halinde yaşayıp sokaklarla arkadaş olmuş bir adamın hayatına aldığı Nastenka’nın yeri ve o gittiğinde içinde oluşan boşluk hissi…Yazarımız yine o içsel çöküşü muazzam yansıtmış.
Nastenka ise tam bir sadakatsiz dizisi volkan ikisini de aynı anda sevmeyi dileyen biri Aşkın, sevilmenin bağışlayıcı olduğunu bilen ve affedilip arkadaş kalmayı talep edebilecek kadar bu sevgiden emin.
‘’sizi küçük düşürdüm, ama biliyorsunuz seven kişi kırgınlığı kolay unutur. Ve siz beni seviyorsunuz! ‘’ (sf.60)
Kitabın yine aynı isimde çok eski bir filmi bulunmaktadır. Hemen hemen aynı hissiyatı vermiştir.
... ''her an, her dakika bulunacağı korkusuyla yaşıyordu. Korku cezadan çok daha beterdir, çünkü ceza belllidir, ağır da olsa hafif de, hiçbir zaman belirsizliğin dehşeti kadar o sonsuz gerilimin ürkünçlüğü kadar kötü değildir''