DİPÇE :
1843'te yazılan Bir Noel Şarkısı gerçek anlamda da halk arasında bir Noel seremonisi yaratan,yakalayan, Noele gerçek ruhunu geri veren bir eser ve sembol olmuştur hatta Charles Dickens öldüğünde sokak satıcıları “Dickens öldü demek, o zaman Noel Baba da ölecek mi?” diye kendi aralarında söylenmişler. Dickens derin bir iz bırakarak ayrılsa da eseri 19.yüzyıldan günümüze ölümsüzlüğünü korumuş , defalarca tiyatro ve sinemaya uyarlanmıştır.
Bu uzun öyküyü bu kadar ölümsüz kılan şey nedir diye baktığımızda insanın özünü oluşturan dinamikleri görürüz: cömertlik, iyilik ve kalpten bir gülüş.
Eserde bu durum : "Şu Tanrı'nın düzenine bakın ki üzüntü ve hastalık ne denli bulaşıcı ise yürekten gelen bir gülüş de o denli bulaşıcıdır." cümlesiyle ifade edilir.
Çünkü bunlar gerçekte hayatın acımasızlığına karşı birer kalkandır.
Hikaye, Scrooge adlı karakter üzerinden muazzam bir hayat dersi verir. Scrooge; cimri ve huysuz ve varlıklı bir iş adamıdır.
Esasında karakter Sanayi Devriminin işverenlerinin prototipidir.Acımasız, kalpsiz, para odaklı ve anlayışsız.
Dickens karakter üzerinden dönemin siyasi yapısını eleştirir. O dönemki "Yoksulluk Yasası" na ciddi bir tenkit yapar ve onaylamadığını da açıkça ifade eder.
Scrooge'nin yoksullar için bağış isteyen kişilere verdiği cevap "hapishaneler ya da çalışma kampları yoksullar için iş yapmıyor mu?" söylemi siyasi iktidarın fakir kesime biçtiği çözümdür. Bu yasa aynı zamanda yoksul kesim için nüfus planlamasını da yürürlüğe almıştır.
Scrooge karakteri ile "Paternalizm " anlayışının yersizliğini öne çıkarır. İşverenin bir “ağa”, bir “baba” olarak rol kestiği; işyerinin dışında işçilerin toplumsal ve gündelik yaşamı hatta aile hayatı üzerinde de söz sahibi oluşunu ve bunu elbette menfi boyutta ele almalarını vicdanlara
Bir Noel ŞarkısıCharles Dickens · Maviçatı Yayınları · 201711,3bin okunma
... Başı öne eğikti ama yüreği değil.Bir kızın bu kadar güçlü olabilmesi incelemeye değerdi. Kol gücü değildi onu güçlü yapan şey varlığının bulunduğu yeri dolduran farklılığıydı. "
DİPÇE :
Andre Gide; on üç yaşındayken dayısını ziyarete gittiği bir gün, 15 yaşındaki kuzeni Madeleine Rondeaux'yu diz çökmüş ağlayarak dua ederken görür. Madeleine ona, annesinin babasını aldattığını ve bunu gizlemek zorunda olduğunu söyler. Bu duygusal durum ve sır Andre ile Madeleine'yi birbirine bağlarken , Andre'nin yaşamı boyunca tutunacağı bir aşka dönüşür.
Daha sonraları bu dertleşme hatırası "Dar Kapı" eserindeki olayların mihrakı olur. Andre- Madeleine ikilisi Jerome -Alissa karakterlerine dönüşerek ortaya çıkan hikaye Gide'nin ölümsüzleri arasında taçlanır.
Dar Kapı mefhumu İncil'deki :"Dar kapıdan girmeye çabalayın. Çünkü kişiyi yıkıma götüren kapı büyük ve yol geniştir. Bu kapıdan girenler çoktur. Yaşama götüren kapı ise dar, yol da çetindir."ayetinden tahkiye edilmiş bir eserdir.
Ayette kastedilen dünyalıklar arasından kişiyi yıkıma götüren en kestirme duygudurumunu aşk olarak seçmiş Gide.
Belki birçok dünyalığa sırtını dönmek daha kolay daha dünyevi görünmüştür yazara ama aşk hem kaybolup yitmenin hem yücelip yüceltmenin sınırlarında gezinmek için mümkünlerin başında geldiğinden dar kapıdan geçme sınavını aşka bahşetmiş olmalı.
Yazarın yumuşak üslubuna rağmen konunun kendi içinde bir gerilimi söz konusu.
Eser, Jerome'nin ağzından ve Alissa'nın mektupları üzerinden ilerlemekte.
Alissa tartışmaya açık bir karakter. Kendi içinde doğruları ve takıntıları olan bu karakter Jerome'ye fikir hakkı tanımayan bir hükmedici.
Bütün ilişkiyi yumuşak bir kisve altında, yalçın bir zeminde yürütmeyi başarıyor.
Dar Kapıdan iki kişinin el ele geçemeyeceğine inanan Alissa, dünyayı her ikisine de zindan ederek ebedi dünyada buluşmayı seçiyor.
Bu süreç içinde Jerome, sevdiği kadının her türlü dayatmasına en safi hisleriyle sabrederken dar kapıyı kimin aşmış
Dar KapıAndré Gide · Timaş Yayınları · 20024,530 okunma
Öncelikle şunu belirteyim ki klasik bir kült kitabı -özellikle de bu kitap Dostoyevski'ye aitse- her zaman iyi bir çevirisi olan yayından okumak gerekiyor. Bu kitabı daha önce kötü bir yayından alıp okumayı yarım bırakmıştım ve kendime ben en iyisi mikrofonu İş Bankası Yayınları'na bırakayım demiştim. Şimdi bu diziden okudum ve bu davranışımın meyvelerini de yeterince aldığımı düşünüyorum.
KİTABIN HİKAYESİ VE İÇERİĞİNDEN İLGİNÇ NOTLAR
1) "KUMARBAZ" KİTABININ GERÇEK YAŞAM İLE İLİŞKİSİ
Dostoyevski bu kitabı 1867 yılında stenograf yani bir çeşit hızlı yazıcı olan Anna Grigoryevna Snitkin’in yardımıyla tamamlar ve daha sonra da bu kadınla evlenir. Anna ile bir müddet Avrupa’da yaşayan Dostoyevski aynı zamanda kumarbaz bir insan olduğu için Avrupa'da çok büyük paralar kaybeder. Rusya’daki dostlarından borç para ister. Kitaplarının yayımcısıyla anlaşma yapar, alacağı parayı romanları tefrika edilmeden alır ve hepsini yine kumarda bitirir..
2) KİTAPTA GEÇEN POLİNA KARAKTERİ HAKKINDA İLGİNÇ DETAYLAR:
Dostoyevski'nin yaşamında büyük bir aşk beslediği genç ve son derece güzel olan Polin Suslova adında bir kadın vardır. Bu kadın Dosto'nun diğer romanlarında da karşımıza şu şekilde çıkmıştı:
Suç ve Ceza: Raskolnikov'un kız kardeşi Dunya,
Budala: Nastasya,
Cinler: Liza
Karamazov Kardeşler: Katerina İvanovna
Bu romanlarda karşımıza farklı karakterlerde çıkan Polina Suslova, "Kumarbaz"da ise bizi daha yakın bir isimle Polina Aleksandrovna ile karşılıyor. Polina karakterini anlamak gerçekten beynimi çok yakan bir süreçti. Hatta kitabın bir sayfasına Polina'yı çözemiyorum diye not düşmüşüm. Çünkü Polina soğuk, küstah, bencil, karşıdakine hep küçümser şekilde bakan ama bazı zamanlarda ise fazla duygusal ve şefkatli olan hastalıklı bir karakter gibi gerçekten. Sanırım belki de