Sinema Kapıları
I.
Güven içinde olduğumu bilmem hiç sevildiğimi, önem verildiğimi
Benim başkalarını aradığım gibi
Arandığımı bilmem..
Dünyanın bütün suçlarını işlemiş
Bütün yanlışlarını ben yapmışım gibi
Yaptığım her işten tedirgin oluyorum.
İçimde sürekli bir horlanma korkusu
En iyi bildiğim konuda bile
Çekine çekine konuşuyorum.
Çekilip sonra kabuğuna küskünlüğün
Kendime düşlerden sığınaklar kuruyorum
Kırık dökük izleriyle hayatın.
Usul sesli içe değen incecik
Bir şarkı büyütüyorum, ömrüme benzeyen...
Sabah kadar açık, akşam kadar acı
Rengi dört mevsimin uyumsuz karışımı
Acemi bir şarkı.
Umuda ve gerçeğe böyle katlanıyorum.
*En sevdiğim, en çok başa dönüp okuduğum şiirlerden sadece biri.
Şükrü Erbaş şiirlerine hayran kalmamak elde değil şiir okumayı seven herkesin okuması gereken bir kitap.
Aslında kitabı beğendim ama çok aceleci bir anlatım şekli vardı bence. Biraz özensiz, sanki yazar kitabı bir an önce bitirmek için yazmış.
Bol sırlı bir kitap.
Keyifli okumalar herkese...
Uçurtma avcısı'nda anlatılan bir dostluk hikayesi diye geçiyor ama ben pek de öyle göremedim, dostluk görmedim.
Her şey güzel giderken birden emirden nefret etmeye başladım kitabın sonuna kadar da öyle hissetim ona karşı. Bencil biriydi fazlasıyla bencildi bence.
Ve bütün dünya' nın sorunu olan ırk ayrımına çokça değinmişti yazar.
*Uçurtma Avcısı, zengin bir kültüre ve güzelliğe sahip toprakların yok edilişini aşama aşama gözler önüne seriyor...*
Daha önce hiç bir kitabı bu kadar kısa sürede bitirmemiștim o kadar çok beğendiğim bir kitap oldu ki anlatamam.
Kitabı hissederek okudum elifin aynaya baktığında gördüğü yorgun gözlerini gördüm. Cennet hanımın oğlunun şehit haberini duyduğundaki haykırışını duydum...
Kitabın adı gibi BİR İNATTIR YAŞAMAK pes edersen yok olursun...
Ben ağlayarak okudum ama çok da sevdim umarım sizde seversiniz iyi okumalar...
(Eveeeet sonunda bitti... sözü çok fazla uzatmayacağım çünkü bi kere yazdım ve silindi sonra ne yazdığımı bile unuttum 😂...)
Size küçük bir tavsiye eğer okuyacaksanız asla uzun aralar vermeyin karakter çokluğu yüzünden kafanız karışabilir .
Ruhun en karanlık noktalarına dokunan, ruhsal çözümlemeleri ve psikolojik analizleri ile unutulmaz bir eser. Budalayı okuyan herkes farklı yorumlar bence. Çok ince ve karanlık mesajları var. Bana göre bazı sıkıcı sayfaları vardı ama ana karakter Prens Mışkin tuhaf bir şekilde okuyucuyu kitaba bağlıyor. Budala, sara hastası olan, budala denebilecek kadar saf ve iyi yürekli Prens Mışkin'in öyküsünü anlatıyor. Beni prens mışkine bağlayan da iyiliği ve saflığıydı. Nastasya Flippovna benim çok ilgimi çeken bir karakter oldu, onun gururlu, başına buyruk, Prens Mışkin'in deyimiyle deliliğini okumaktan büyük zevk aldım. İppolit de bir diğer ilgimi çeken karakterlerdendi, ölümüne az bir zaman kalan bir insanı çok güzel yazmıştı yazar ve okuması da bir o kadar güzeldi. kendimi bulduğum bir sözle bitirmek istiyorum. """Ona acı veren bir gerginlik, bir huzursuzluk vardı içinde; aynı zamanda müthiş bir yalnız kalma isteği. Yalnız kalmak, kendini bu acı dolu gerginliğe en küçük bir çıkış yolu aramadan bütünlüğüyle bırakmak istiyordu.""" biraz dağınık bir yorumlama olabilir ama o kadar dopdolu bir kitaptı ki düşüncelerimi bir araya getirmek zor oldu biraz. Çok keyif alarak okuduğum bir romandı. Umarım sizde okurken keyif alırsınız... İYİ OKUMALAR.