*.* Acımak, Reşat Nuri Güntekin'in 1928 yılında basılan kısa soluklu romanı.
Eser küçük yaşta gördüğü kötü muamelelerden dolayı acıma duygusu olmayan bir öğretmeninin babasının vefatından sonra onun günlüğü okuyarak babası ve hayatı hakkındaki gerçekleri öğrenmesini konu alıyor
*Açıklaması:* "İsteyip istemediğimi doğru dürüst bilmediğim, fakat neticesi aleyhime çıkarsa istemediğimi iddia ettiğim bu nevi söz ve fiillerimin: daimi bir mesulünü bulmuştum:
Buna içimdeki şeytan diyordum, müdafaasını üzerime almaktan korktuğum bütün hareketlerimi ona yüklüyor ve kendi suratıma tüküreceğim yerde, haksızlığa, tesadüfün cilvesine uğramış bir mazlum gibi nefsimi şefkat ve ihtimama layık görüyordum.
Halbuki ne şeytanı azizim, ne şeytanı? Bu bizim gururumuzun, salaklığımızın uydurması... İçimizdeki şeytan pek de kurnazca olmayan bir kaçamak yolu... İçimizde şeytan yok... İçimizde aciz var... Tembellik var... İradesizlik, bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç bir şey: hakikatleri görmekten kaçmak itiyadı var..."
Bu romanında, toplumsal gündemin kişilikler üzerindeki baskısını ve güçsüz insanın "kapana kısılmışlığını" gösteriyor Sabahattin Ali.
İçimizdeki ŞeytanSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2019208,6bin okunma
* Olağanüstü Bir Gece, seçkin bir burjuva olarak rahat ve tasasız varoluşunu sürdürürken giderek duyarsızlaşan bir adamın hayatındaki dönüştürücü deneyimin hikâyesidir.
Sıradan bir Pazar gününü at yarışlarında geçirirken, belki de ilk kez burjuva ahlakından saparak “suç” işler.
Böylece yeniden “hissetmeye” başladığını, kötücül ve ateşli hazları olan gerçek bir insan olduğunu fark eder.
İçindeki haz dolu esrime, aynı günün akşamında onu gece âleminin son atıklarının arasına, “hayatın en dibindeki lağımlara” sürükleyecek, varış noktası ise ruhani bir uyanış olacaktır.
Olağanüstü Bir GeceStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2023171,5bin okunma
*Çizgili Pijamalı Çocuk – John Boyne*
Bruno 9 yaşında, Berlin’de güzel bir evde yaşayan, maceraperest bir çocuktur. Babası yüksek rütbeli bir Nazi subayıdır.
Bir gün “Führer”in emriyle aile birdenbire taşraya, adı Bruno’ya “Out-With” gibi gelen ıssız bir yere taşınır.
Yeni evin arkasında, çok uzaklarda, dikenli tellerle çevrili kocaman bir alan vardır.
Orada binlerce insan yaşar; hepsi aynı çizgili pijamaları giyer, başlar tıraşlıdır. Bruno burayı “çiftlik” sanır, merak eder.
Günün birinde tel örgülerin hemen yanında, kendi yaşında bir çocuk görür: Shmuel. Shmuel zayıf, solgun ve hep üzgündür.
İkisi aynı gün doğmuştur.
Her gün aynı saatte buluşup telin iki yanında otururlar, sohbet ederler, çok iyi arkadaş olurlar.
Bruno evden yiyecek getirir, Shmuel’le paylaşır. Ama iki çocuğun dünyası arasında görünmez bir uçurum vardır; Bruno bunun farkında bile değildir.
Kitap, II. Dünya Savaşı’nın en karanlık günlerinde, iki küçük çocuğun saf dostluğunu ve bir çocuğun gözünden yetişkinlerin korkunç dünyasını anlatır. Çok kısa (200-220 sayfa), akıcı ve sade bir dille yazılmış.
Ama okurken hem içiniz ısınacak hem de yüreğiniz sıkışacak.
Son sayfalar insanı sessizce yere seriyor.
Okuyan herkesin “keşke hiç bitmeseydi” ya da “bitsin de rahatlayayım” dediği, bitirdikten sonra uzun süre aklınızdan çıkmayan bir kitap.
12 yaşından büyüklere tavsiye
Aslı Arslan, Beyaz Leke kitabında yaşam haklarına müdahale eden, kadınlara ve çocuklara kıymet vermeyen Krallık'ta tek isteği özgürce yaşamak olan insanların mücadelesini anlatıyor.
Beyaz LekeAslı Arslan · İndigo Kitap · 20246,1bin okunma