Hayatın hayata sımsıkı kavuştuğu, rüzgarın yatağında çiçeklerin çiçeklere karıştığı, kuğunun tüm kuğuları tanıdığı bir dünyada bir tek insanlar kendi yalnızlıklarını inşa ediyorlar.
Hani Harun Reşit günlerden birinde Behlül Dânâ’yı kabristanda ölenlerin kimlikleri ile oynarken görmüş ya Molla Kasım. Sonra da hayretine dayanamayıp sormuş: “Hayrola Behlül, böyle ne arıyorsun?” “Babanızın kemiklerini!” diye cevap vermiş Behlül ve ilave etmiş; “Ama hangisinin kölelerine, hangisinin babanıza ait olduğunu anlayamıyorum.”