Hatice Kübra

Hatice Kübra
@Haticek3434
masallar, rüyalar, kitaplar, ebru, kalimba, kanaviçe, yollar, kediler, çiçekler, kuşlar, edebiyat, psikoloji, sinema x.com/buyi_ruh
Tüm seriyi okudum ve tüm seriye vuruldum
Puan vermedi·288 syf.··
2022 58. kitabı
Büyücü Ged’in fantastik görünen fakat hakikatin ta kendisi olan yaşam yolculuğu. Erkek ve kadının bir erginleşme, var olma, anlam bulma yolculuğu. Bir tanıma, kabul etme, tamamlanma yolculuğu. Bu farkındalıkla okuyunca kitabı eminim çok farklı bir lezzet alacaksınız. Jung’ın arketipleri üzerinden okuyunca ise bizim büyük çaresizliğimizi, özgürlük için bedel ödemek gerektiğini özgürlük arayışı ve çabasının tam bir varlığını gösterme, erginleşme süreci gerektirdiğini ve ancak bu sayede kaderimiz üzerinde söz sahibi olabileceğimizi (bakınız İsra, 13. ayet) bunu farkettikten sonra ise artık teslim olmak (bakınız Duha, 5. ayet) gerektiğini başka nasıl anlatırdın bilemiyorum Ursula, seni seviyorum Ursula.:)
Edebiyat
Yerdeniz ÖyküleriUrsula K. Le Guin · Metis Yayınları · 20202,141 okunma
Reklam
Sarıl bana ruhum ne olur sar beni sensiz yaşamaya alıştırdılar, özledim
Puan vermedi·148 syf.··
2021 16. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 04 Temmuz 2021 00:00
Herman Hesse’in kitaplarını severek ve iştiyakla okudum hep. Ama Siddharta bir başka. Kişi kendini bulduğunu düşündüğü genç yaşlarında nasıl da cesur, cahil ve hoyrat. Kendini kaybettiğini anladığı anlarda nasıl da umutsuz, yorgun ve isteksiz. Yaşam yolculuğu ilerledikçe ne çok durağanlaşıyor insan ve kendini hakikatte bulmaya yakın olduğunda nasıl da alçakgönüllü, teslim olmuş ve sığınmış. “Bir hedef bulunuyordu Siddhartha’nın önünde, tek bir hedef: Arınmış olmak, susamalardan arınmış, istemelerden arınmış, düşlerden, sevinçlerden, acılardan arınmış.” Velhasıl ruhuyla temasta olmayı sevenler, ruhuna temas etmek isteyenler okuyun, okutun.
Edebiyat
SiddharthaHermann Hesse · Can Yayınları · 202446,9bin okunma
Güzeldin de aslında bunu nasıl anlatsam
Puan vermedi·368 syf.··
2023 48. kitabı
·
25 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2023 23:05
Bir ruh sağlığı çalışanı olarak bu tür kitapları okumayı seviyorum. Johan Hari Bey bir gazeteci. Ergenliğinden beri depresyonda. Ara ara tetiklenmekle birlikte ilaç tüketimi sürekli ve düzenli. Buna rağmen bir raddeye geliyor ki artık şunu farkediyor; ilaç şirketleri 20. yüzyıldan itibaren insanları vücutlarındaki herhangi bir problem sebebiyle bile ilaç içmeye alıştırarak kendine mecbur hale getirmiş durumda. Bu yüzyılda da bunu psikolojik rahatsızlıklar için yapıyor. Peki ya düzenli ve sürekli ilaç içilirse geçeceğini iddia ettikleri depresyon bir beyin arızası değilse? Ya tepkisel bir mesajsa? Ya bak senin yaşam düzenin, sosyal çevre ile iletişimin, değerlerin, yaşamla kurduğun bağın, doğa ile ilişkin, işyerinde tatmin, faydalı ve başarılı hissetme ihtimalin gittikçe zayıflıyor, bozuluyor. Yerini abur cubur değerler, zenginlik takıntısı, algındaki bozukluk, mutluluğu maddiyatta araman, şehrin keşmekeşinde düzensiz bir hayat sürüyor olman aldıysa ve depresyon sana ancak haberciyse? Şşşt sen kendine, yaşamına, gönlüne, zihnine neleri soktuğuna bir bak ve artık kendine çekidüzen ver demek istiyorsa depresyon? Bence okuyun Hari kalemiyle biraz lafı dolandıran bir yazar ama yazarlık yolunda hakikatle ilerliyor ve okunmayı hak ediyor.
Kaybolan BağlarJohann Hari · Metis Yayınları · 20191,913 okunma
Puan vermedi·122 syf.··
2023 50. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2023 01:21
Dört Anlaşma. Toltek öğretisinin özütü. Bu kitaba beni başka bir kitap ulaştırdı; Johan Hari, Kaybolan Bağlar. Danışanlarımın depresyonla daha etkili yollarla başetmesi ilaç sektörünün devamlı müşterisi ve ilaç bağımlısı olmamasını istediğim için başladığım bu kitapta Johan Hari depresyonla başetmede anlamlı değerlerle iç içe olmanın büyük öneminden bahsediyor, Toltek öğretisini benimseyenlerin bu konuda iyi ve dirayetli olduğunu belirtiyordu. Bu insanlar başkası ne der diye yaşamayan kendini tanıyan ve yaşamını kendisine ait değerlerle yeniden kuran, insanlarla anlamlı ilişkiler kuran, hoşgörülü olan insanlar anlatılana göre. Dört anlaşmayı okuyunca buna iyice kani oldum. Çoğumuzun bu kadar basit miymiş iyi yaşam diyeceği ama okudukça çok önemli bazı nüansları yaşamımızda atladığımız için anlam bulmada zorlandığı anlaşılacaktır. En azından ben öyle düşündüm. Kitap tek paragrafta özetlenecek olursa; Kelimelerini daima, kendi kendine düşünürken bile özenle seçen kişinin dış dünyadaki insanların yaptıkları ve söylediklerini kişisel algılamadıkça, affetmeyi bildikçe, insan ilişkileri ve her şeye dair varsayımlarda bulunmadıkça olanı olduğu gibi algıladıkça ve yapabileceğinin en iyisini yaptıkça yaşamını cennete çevireceğini, yaratıcı ile daha yakın olacağını ve anlamlı, faydalı bir hayat süreceğini öyle duru anlattı ki. Hayat be. İyi ki varsın da tadıyoruz yaşamayı, iyi ki varız da sendeyiz hayat. Kıymetin biline!
Edebiyat
Dört AnlaşmaDon Miguel Ruiz · Ötesi Yayıncılık · 202316,2bin okunma