Yaptığımız her işin, gösterdiğimiz her davranışın, verdiğimiz her tepkinin, söylediğimiz her sözün direk ve dolaylı olarak bir maliyeti var hayatımızda. Bütün bunlar birleşince itina ile var olmak ya da itinasız var olmak arasında bir tercih yapmamız gerekiyor. Nedir sonucu itinasız var olmanın? Oğuz Atay bir kitabında cevaplıyor bunu, diyor ki; "Yatağımın karşısında bir pencere var, odamın duvarları bomboş. Nasıl yaşadım bu evde, bir gün duvara bir resim asmak gelmedi mi içimden? Ben ne yaptım! Kimse de uyarmadı beni. İşte sonunda anlamsız biri oldum. İşte sonum geldi. Kötü bir resim asarım korkusuyla hiç resim asmadım, kötü yaşarım korkusuyla hiç yaşamadım." Zaman bir şekilde akıp gidiyor, hayat bir şekilde bitiyor. İtina ile yaşamaya üşenirse insan, anlamsız gereksiz faydasız bulursa itinayı, o zaman o insanın hayatı da herkes gibi geçip gider ama Oğuz Atay'ın deyimiyle anlamsız bir hale gelir. Ancak hayatta geri dönmek imkansızdır şimdiye kadar olan hep kayıptır şimdiden sonrası için ise fark eder fark etmez dört elle sarılması gerekir ki insan hayat yolunun sonuna geldiğinde pişmanlık içinde "şimdi bana kaybolan yıllarımı verseler" şarkısını söylemek zorunda kalmasın.