Hatice Has

Haritasız ve dümensiz kalmış, gideceği limanı olmayan bir gemiydi. Kendini akıntıya bırakıp sürüklenmek, en azından hareket etmek, hayatta kalmak demekti ki içini acıtan şey de zaten buydu; yaşamak.
Sayfa 408·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Görüyorsun, sürünün geleneksel küçük ahlakçılığına güler geçerim, ama sonra sen çıkıp keskin ve doğru bir laf ediyorsun ve ben anında o küçük ahlakçılığın kölesi haline geliyorum.
Sayfa 327·Kitabı okudu
Onların düşmanca tutumlarından korkmuyorum, senin aşkına inanıyorum.Hayatta her şey kötüye gidebilir, aşk hariç. Yeter ki bitkin düşen, bocalayıp tökezleyen zayıf iradeli biri olmasın, aşk hiçbir zaman yolunu saşırmaz.
Sayfa 315·Kitabı okudu
Öfke değil, keder değil,kırgınlık değil bu his. Resmini yapmaya çalışsam... Cam olurdu çizeceğim şey. Un ufak olmuş parçaları dört bir yana dağılmış bir bardak... Daha doğrusu bardaktan geriye kalanlar. Ne komik, o parçaların her biri kendini bardak sanacak, fakat bardak bir daha asla var olmayacak.
Sayfa 59·Kitabı okudu
İnsanın gücünü kendinden güçsüzlerle sınamaya kalkması yahut kırıp dökerek kendince terbiye vermeye soyunması ne mertliğe ne hakkaniyete sığıyordu. Bir başkasında yaralar açmaya cüret etmek günahların en fenasıydı.
Sayfa 51·Kitabı okudu