Ve yine bir Marquez klasiği...
Gabriel Garcia Marquez, haberci olarak gönderildiği bir manastır yıkımını ve karşılaştığı bir mezarın daha sonra romanına kaynaklık ettiğini belirtmektedir.Latin Amerika kökenli yazar, “kuzeyin” akılcılığına “güneyin” doğaüstü inanç, gelenek ve ritüellerini eklemektedir. Romanın atmosferini işte bu iki unsurun karışımı yaratır.
SPOİLER------
Sierva Maria bir markinin kızıdır ama onu köleler büyütmüştür:
“Kölelerin, Sierva Maria’nın yaş gününü kutladıkları gürültülü avlusu, birinci marki zamanında kent içinde kent gibiydi.”s.16
“Hiç kimsenin özgür olmadığı bu baskı dolu dünyada bir tek Sierva Maria özgürdü: ama yalnızca o ve yalnızca orada. Bu yüzden de yaş günü kutlaması orada yapılıyordu, onun gerçek yuvasında ve gerçek ailesiyle birlikte.” s.17
Marquez'in büyülü diyebileceğim bir romanı. 22 metre 7 cm bir saç örgüsü ve 12 yaşında bir çocuk. Romanda asıl karakterden daha çok yan karakterle ilerlemeye çalışmak. Güzel bir hikaye olmasına rağmen aslında gerçeklik payı taşıması ve Orta Çağ'ın bir çok problemini, bu problemlerin kilise tarafından nasıl değerlendirildiği. Kilisenin insanlar üzerindeki etkisi ve bence en etkileyici olan şey aidiyet ve toplumsal statü arasında sıkışmış bir kız çocuğu.... Eğer biri Marquez' in hangi kitabını okumalıyım derse ilk sıraya girer