Lideri ve yönü olmayan bir komplo bu. Şu sıra şu ya da bu diyarın acılarından yararlanan o rastgele küçük
kabadayılar, yüzyılların barajı yıkıldığında patlayan selin üstüne binebilmiş lâğım fareleri. Baraj gölü bir mantık nefreti, yetenek nefreti, başarı nefreti, neşe nefreti gölüydü. Onu yüzyıllardan beri oraya biriktiren, kalbin beyinden üstün olduğunu söylemiş tüm anti-insan vaizlerdi.
“Bu komplo, yaşamayı değil, yaşamanın yanlarına kâr kalmasını isteyenlerin komplosu, gerçeğin yalnız bir köşesini kırpmak isteyenlerin, ama hisleri nedeniyle, öbür köşeleri
kırpanların yanına sürüklenenlerin komplosu. Sıfır bir değer olarak kovalayanları birbirine bağlayan ve birleştiren halkaların komplosu. Düşünme yeteneği olmayan, öğrencilerinin zihnini sakatlamaktan zevk alan profesör, kendi durağanlığını koruyabilmek için rakiplerinin yeteneğini zincire vurmaktan zevk alan işadamı, kendine duyduğu nefreti savunabilmek için özsaygısı olan insanları çökertmekten hoşlanan nörotik, başarıyı yıkmayı seven beceriksiz, büyüklüğü yok etmekten zevk alan sıradanlık, tüm zevkleri
yok etmeyi arayan hadımlık...ve onlara entelektüel cephane sağlayan herkes, iyiliğin çökertilmesiyle tüm günahların sevaplara dönüşeceğine dair nutuk atanların tümü dahil bu komploya. Bunların teorilerinin kökünde yatan şey ölüm.