Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Neşe bulaşıcıdır filan diyorlar. Yalan. Neşe kolonya gibi bir şey. Dökünüyorsun, o an ferahlıyorsun. Sonra uçup gidiyor burnundan, elinden, üzerinden. Kasvet öyle değil ama zamk gibi, bulaşıyor ve dokunan herkese yapışıyor.
İnsan böyle bir şey. Nerede, hangi yaşta olursa olsun, kabuğunu kırıp içine baksan içi cılk yara. Yarasız, dertsiz, sırsız insan yok da, işte kimisi üstünü iyi örtüyor. Ben de örttüm. O kadar kapattım ki, kendim bile sormadım kendime.
Ne derdi olacak ki bu adamın? Bak gelmiş altmış yaşına, çoluğu çocuğu evlendirmiş, sağlığı yerinde. Derdi olamaz. Gencecik, hayata yeni başlamış, ne gördü ki bu dünyada, ne derdi olacak. Yeni evliler. Her şey güllük gülistanlık. Derdin ne olduğunu nereden bilecekler? Zenginin zengin diye Derdi olamaz. Fakirin fakir diye. Gencin genç diye. Yaşlının yaşlı diye. Kime hak o zaman bu dert dediğimiz şey. Niye sormuyor kimse birbirine derdini? Niye dinlemiyor? Her sabah gördüğüm, daha yolun başında dediğim gencecik oğlan, Niye bu sırla yaşıyor, bu dertle kavruluyor senelerdir? Yaşamak ayrı dert, yaşadığını anlatamamak ayrı. Anlatsan, seni anlayacakları bile şüpheli. Sadece bu yetmez mi insana?