"Evvelce fazilet diye baktığı şeylerin birer merasim ve gösterişten ibaret olduğunu ve asıl iyiliğe yalnız ahlak münakaşalarında veya akıllı nasihatlarda rastlanabildiğini,namuslu olabilmek için başkanlarının namusuna dil uzatmanın,kirlenmesin yükselebilmek için temiz alınlara basarak çıkmanın yeter olduğunu ve daha buna benzer birçok şey gördükçe şaşkınlığı büsbütün artıyordu."
"Benim mezarlığımda ölü yok;
Hep yaşamış olanlar var
Anılarımda bir yer
Dinmeksizin acıyor,
Günbegün,
Bundan.
Güldüğümü görenler
Bana bakıyor,
Görüyorum...
Ağlasam geçer,
Biliyorum...
Ağlanmıyor."
"Biz hiçbir tarafı birbirine benzemeyen, hiçbir müşterek düşünceleri ve görüşleri olmayan iki insanız. Sen beni sevdiğini söyledin,ben buna inandım.Bende seni seviyordum,hem de nasıl seviyordum."
"Kendini yapayalnız hissetti.Bu his,ona şimdi yabancı gibi geliyordu.Evvelce de uzun yalnızlık seneleri yaşamıştı fakat o zaman bundan kurtulmak için çabalıyor ve bir şeyler,bir şeyler yapıyordu. Halbuki şimdi ruhunda en ufak bir kımıldama bile yoktu. Yalnızlık hissi asabında tatlı bir rahatlık veriyor ve kafası,uzun zaman koşup yorulduktan sonra güneşin altına ve sarı otlara yatan bir çocuk vücudu gibi ince sızılarla karışık bir uyuşukluğa gömülüyordu."