Mehtap Taş

Mehtap Taş
@Haybinyekzan3
İnsan hep bir gün mutlu olacağına inanır. Şimdi değildir, henüz değildir ama bir gün muhakkak, hak edilen o mutluluk gelip kendisini bulacaktır. Gelecekte muğlak bir takvim yaprağına mühürlenmiş o günü, ufak tefek engellerin ayak altından çekileceği münasip bir zamana erteler durur insan.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Ha, diyeceksiniz ki, aklın mı yoktu, neden tutup da böyle habis bir kadınla evlendin? Evvela, evet, aklım yoktu. Biz erkekler bilhassa cinsi latifle karşılaşıp onun tesiri altına girdiğimizde, hayatımızdan ilk aklımızı çıkarırız. Ya da şöyle diyeyim; yumuşak bir ses, tatlı bir bakış, sıcak bir öpüş anında, mevcut kısıtlı havsalamızdan da büsbütün emekliye ayrılırız. Ama tabii, o zamanlar Müzeyyen de şeytan donunda gezmiyordu. Evlendikten sonraki seneler içinde vuku bulan nahoş hadiselerin gölgesinde, kırgınlıklar bahanesiyle, nezaketini, ferasetini, selametini peyderpey kaybederek adeta şekil değiştirdi. Ona sorsanız hepsinin müsebbibi benim, bayılır çünkü kendini acındırarak anlatmaya. Fakat elbette külliyen yalan, mübalağa, tevatür, şayia, kuru iftira!
Sükünetle karşıladım taziyeye gelenleri, her söylediklerine amin dedim. Allah sabır versin, dediler, valla bence de versin, dedim. Ne olur versin, hatta sabır neredeyse gidip alayım, ağacı varsa toplayayım, çiçeği varsa dikeyim, taşı varsa alıp boynuma asayım, sabır yağmur olup aksın altında ıslanayım istedim. Büyüdüm ben, büyümesem, kaçıp giderdim.
Geçtiğimiz kırk gün içinde sana bir gün, bana her gün mezar kazdılar.
Morg neden tek heceli bir kelime, o gün anladım. İki heceli olsa çıkmaz insanın ağzından. Bir kerede söylüyorsun, boğazına takılıyor, sonunu duymuyorsun.