Hayrettin Orhanoğlu

10/10
·692 syf.·
2021 34. kitabı
Behçet Necatigil
8.1/10 · 890 okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Mazi ile nerede ve nasıl bağlanacağız, hepimiz bir şuur ve benlik buhranının çocuklarıyız; hepimiz Hamlet'ten daha keskin bir 'olmak veya olmamak' davası içinde yaşıyoruz. Onu benimsedikçe hayatımıza ve eserimize daha yakından sahip olacağız.
Sayfa 26
Gül Kokuyorsun gül kokuyorsun bir de amansız, acımasız kokuyorsun gittikçe daha keskin kokuyorsun, daha yoğun dayanılmaz bir şey oluyorsun, biliyorsun hırçın hırçın, pembe pembe öfkeli öfkeli gül gül kokuyorsun nefes nefese. gül kokuyorsun, amansız kokuyorsun ve acı ve yiğit ve nasıl gerekiyorsa öyle sen koktukça düşümde görüyorum onu düşümde, yani her yerde yüzü sararmış, titriyor dudakları sakakları ter içinde tam alnının altında masmavi iki ateş iki su iki deniz bazen bazen iki damla yaz yağmuru mermerini emerek dağlarının şiirler söylüyor gene ölümünden bu yana yazdığı şiirler kızaraktan birtakım şiirlere büyük sular büyük gemileri sever çünkü ve odur ki büyüklük şiir insanın içinden dopdolu bir hayat gibi geçerse o zaman ölünce de şiirler yazar insan ölünce de yazdıklarını okutur elbet ve senin böyle amansız gül koktuğun gibi
ben ki ruhumun da gölgesiydim her gölge gibi bakışın gerisinde yalnızca bir gölge olmadan önce dolaşıp durdum hayatın ve ölümün berisinde varamadım kendi yurduma yanlış adımlar attım kimsenin tarafını tutmadığım için ayna tuttum bile bile karanlığın ve aydınlığın yüzüne ne çok doğrular buldum ne çok yanlışlar gibi
1000Kitap
olası hiçbir kuytuluk yok kaçacak yok işte mecazların arasında var diyebileceğin bir şey kapıların akla açık kalbe kapalı oluşu yıldızların durup dururken yas tutuşu gibi bir şey bu doğrusu hangi yaprak örtüyorsa üstümüzü öyle bir şey bu