Instgram: (erkanhayrettin)
Kitap inst: @sevdaninotekiyisi
YouTube kanalım: Hayrettin Erkan
youtu.be/otDqwtQQh9g?si=...
Şiir kitabım: Sevdanın Öte Kıyısı
Öğretmen -sosyolog-felsefeci-yazar
sosyal bilgiler öğretmenliği/sosyoloji/felsefe/Sosyoloji Yükseklisans
…
Komprador sahnelerde sınıf hareketi giderek daha da uyuşuklaşmaktadır. Beklenebileceği gibi, komprador ülkelerdeki yerli egemen grupların kimi mensupları, yerel burjuvazinin mensupları, ittifak siyaseti dilini çekici bulmaktadır. İleri kapitalist ülkeler için akla yatkın olan direniş biçimleriyle ortaklaşma, Ranajit Guha'nın tarif ettiği, burjuva tarihyazıcılığındaki şu elitist eğilimle sıklıkla aynı kumaştandır.
…
…
Foucault'nun şu doğrudur: “Görülmeyeni görünür kılmak, kişiyi şimdiye kadar tarih için uygun görülmemiş ve herhangi bir ahlaki, estetik ya da tarihsel değer taşıdığı kabul edilmemiş bir malzeme katmanına yönelten bir düzey değiştirme anlamına da gelebilir." Sürekli sorun yaratan, mekanizmayı görünür kılmaktan bireye ses vermeye doğru kayma olup bunların her ikisi de "[öznenin] psikolojik, psikanalitik ya da dilbilimsel, herhangi bir analizinden" kaçınmaktadır (PK, 49-50).
…
…
Yüzünü örten perde açıldığında hakikat eğer hâlâ hakikate benziyorsa, bu durumda, çıplak hakikat diye bir şeyden söz edilemez.
İllüzyondan yoksun bir gerçek hâlâ gerçek olarak kabul görebiliyorsa, bu durumda, gerçek nesnel bir gerçekliğe sahip olamaz.
Hakikat ve görünümlerden yoksun bir dünya neye benzeyebilir? Böyle bir dünya olsa olsa gerçek ya da bizim Bütünsel Gerçeklik olarak adlandırdığımız bir evrene benzeyebilir. Bu evrende hakikat ve görünümün yerini Bütünsel Gerçeklik almıştır.
Dünya bir zamanlar aşkınlığa meylederek bir takım öte dünyalarla içli dışlı olmuşsa da günümüzde gerçeklik adlı sahile vurmuş gibidir.
Eskiden aşkınlık yukarı doğru yükseliş demekken bugün aşağıya doğru iniş anlamına gelmektedir. Buna bir anlamda Heidegger'in sözünü ettiği insanın ikinci kez tökezlemesi de denilebilir. Şöyle ki: Sıradanlık yine her yanımızı sarmıştır ancak bu kez bundan kurtuluş yoktur.
Nietzsche'nin dediği gibi gerçek dünyayla birlikte görünümler dünyasını da yitirdiğiniz zaman içinde yaşadığınız evren olgusal, olumlu ve bu haliyle de gerçek olmasına gerek kalmamış bir evrendir. Bu ready-made türünden bir evrendir.
Duchamp'nın "çeşmesi" içinde yaşamakta olduğumuz modern hipergerçekliğin bir amblemi, saf gerçeklikten yola çıkan her türlü illüzyonun çarpıcı bir karşı-transferi sonucu gibidir. Burada her türlü olası metaforla bağlantısını kopartarak kendi kendinin yerini almış bir nesne vardır.
Böylesine yoğun bir gerçeklik dünyasına tahammül etmenin tek yolu onu sürekli inkâr etmektir.
Magritte'in "bu bir pipo değildir" çalışmasından yola çıkarak görünen dünyayı "bu bir dünya değildir" türünden gerçeküstücü bir yadsımaya dönüştürebiliriz -modern sanatın geçirmiş olduğu aşamaları belirleyen bu ikili süreç kendini görünür, somut dünyayla bu dünyanın kesin bir
…
Deleuze diyor ki: "Reich'in haykırışını kabul etmeliyiz: Hayır, kitleler aldatılmadılar; belirli bir anda, faşist bir rejimi gerçekten arzuladılar" (FD, 215).
…