…
Toplum biliçlenmedikçe, insanî şahsiyetinin sahibi, sınıfsal ve sosyal konumunun belirleyicisi bizzat kendisi olmadıkça, fetva ve bağlılık yönü bulunan dinî ve ilmî şahsiyetleri taklit etme ve onlara uyma aşamasından (ki bunlar ile halk arasında mürit ve mürşit, avam ve âlim, cemaat ve imam ilişkisi vardır) bizzat lideri ve bilinçli planlayıcısı oldukları sosyal ve siyasal gelişmişlik aşamasına yükselmedikçe bu amaç gerçekleşmez.
Son olarak şu bilgi önemlidir: Doğru, tam ve bilinçli devrim hareketini meydana getiren şey sa dece sınıfsal sömürünün, yoksulluk, adaletsizlik ve çöküşün varlığı değil, bilakis sosyal ve sınıfsal vicdanın bu mevcut gerçekleri hissetmesi ve onlarla ilgili tam bir bilgi ve bilince sahip olmasıdır. Yoksa hem tarihte hem de coğrafyada çok gördük! Nice toplumlar görüyoruz ki yoksulluğu, sömürüyü, çelişkileri, sosyal ve sınıfsal ayrılıkları asırlar boyu kendi bünyesinde barındırmışlardır. Yine o kadar çok toplum vardır ki onların tarihi, ilk devrelerinden birinde durmuş olup binlerce yıldır hareketsiz kalmışlardır. Sanki o sosyolojinin, bilimsel sosyalizmin ve tarih felsefesinin sözlerinden hiçbiri ve diyalektik determinizmin seyri ve değişim ve dönüşüm ilkesi onlar için hiçbir geçerliliğe sahip değildir. Bu esaslardan hareketle, böyle toplumlara mensup bir aydının misyonu tek kelimeyle şöyle özetlenebilir: "Zamanın ve toplumun bünyesinde bulunan uyumsuz gerçeklikleri toplumun duygu, bilgi ve bilincine ulaştırmak."
Rousseau şöyle demektedir: "Halka yol göstermeyiniz, onların sorumluluğunu tayin etmeyiniz, onlara sadece bakış açısı kazandırınız. Onlar kendi yollarını doğru bir şekilde bulacak ve sorumluluklarını tanıyacaklardır."
…
s.86,87