…
Sordel şöyle der:
"Bir efendi, bir güçlü, bir psikolog bir ferdi şahsiyetinden koparsa, ezse ve aşağılasa onda aşağılık duygusu meydana gelir; kendisini hakir, ötekini daha büyük hisseder. (Bu, günümüz dünyasındaki en meşhur ve en yeni teorilerden biridir.) Bu aşağılanmış, kendinden uzaklaşmış ve kendisini kişiliksiz, köksüz ve temelsiz gören fert, onda bu aşağılık duygusunu oluşturan kimsenin üstün irka mensup üstün bir insan olduğunu, iyi yaşadığını, iyi anladığını ve iyi olduğunu düşünür; kendisinin ise aşağılık, küçük ve hakir olduğuna, adi ve çirkin bir dine mensup bulunduğuna ve edebiyat, tarih, din ve her şeyin kötü olduğuna inanır. Buna karşılık onun her şeyi iyidir; hatta onun Napolyon'u iyidir ama bunun Nadir Şah'ı kötüdür. Birbirine benzeyen bu insanlardan buna ait olan kötü, ona ait olan iyidir. Bu, kendindeki aşağılık duygusunu öldürmek ister! O büyüklüğüyle, bu küçüklüğüyle birbirinin karşısında yer alır. Bu her zaman sıkıntı çeker; onda bu bas yükünden nasıl kurtulabileceği kompleksi meydana gelir. Kendine sığınma, kendisi olarak görünme, kendisiyle ilişki kurma, kendisine yabancılaşma, kendini gizleme, kendini inkar etme, bu ırka ve bu kültüre mensup olmadığını bildirme, dilini ve dinini unutma şeklinde tezahür eder. Aslında onların yani hemşehrilerinin nasıl yaşadıklarını bilmez; nasıl olduklarını, nasıl yemek yediklerini, nasıl uyuduklarını
bilmez. Gerçekte onların dilinden, zevkinden, hayatından, geçmiş ve şimdiki insanlarından nefret eder. Onun gibi görünmekle kendisini onun saldırısından ve kendi aşağılığından kurtarmaya çalışır. Buraya bir toplum geldiğinde kullukta, kendini gizlemede ve yıkmada otomatik olur. En iyi aydınların, en iyi yazar, mütercim, dâhî ve düşünürlerin işi nedir? Kendini yok etmek, saklamak ve başkasıymış gibi görünmek. En