Hayri Varol

Hayri Varol
@HayriVarol
Tanınmamış Kişi, Ayçiçeği Tarlalarına Beton Dökülürken, Kazak Gölü'nde Kanat Çırpan Beyaz Kuğular ve Gadaşım kitaplarının yazarı.
Bafra, 1 Temmuz 1971
134 okur puanı
Ekim 2021 tarihinde katıldı
Söyleşi/Tanıtım/İmza
Son romanım "GADAŞIM"ı okurlarımla buluşturuyorum...
Reklam
Bir Var Bir Yok romanına dair..
Puan vermedi·270 syf.··
2025 10. kitabı
Bildiğin yerleri bir filmde görmek, aşina sokakları bir TV kanalında izlemek, dost bir yüzü bir gazete sayfasında görmek, o anlarınıza bir başka heyecan katar değil mi? Ve tabi ki, bunların hepsine bir romanda rastgelmek, bir roman okuyucusu için inanılmaz heyecan vericidir. Roman okumak, film izlemek gibi değildir. Filmde canlanmış, şekil bulmuş, vücuda dönüşmüş kareleri kahramanları izlersin; oysa romanda mekanlara ve kahramanlara sen şekil verirsin, hayal gücünü çalıştırırsın. Yazar tarif eder ama biçimi sen hayalinde oluşturursun. Bunu bildiğin yerleri okurken ise başka bir şekilde çalışır hayal gücün. Okuduğun yerlerde yaşanmışlıkların vardır, onlarca, yüzlerce anıların, hatıraların vardır, tanıdıkların vardır. Emre Seven Hocamın bu romanında kısmen bunu yaşadım. Bir Şehr-i Samsun Romanı olan "Bir Var Bir Yok" bir zamanlar sokaklarında ve caddelerinde yürüdüğüm, sahilinde denizini uzun uzun seyrettiğim, memleketimin romanı. İnsanlar severler böyle şeyleri; yani, memleketini, köyünü, mahallesini, tanıdığı simaları, filmlerde, romanlarda görmekten başka bir keyif duyarlar. Ben de bu romanla yasadım bahsettiğim keyfi. Eminim ki, Emre Hoca, hikayesini anlatmaktan daha ziyade Samsun'u anlatmak hevesiyle yazmış bu romanı. Samsun'u edebiyat sayfalarına taşımak, naif ve ince ruhlu roman okuyucularıyla şehrini buluşturmak, Samsunluları gülümsetmek, Samsun'u övmek, Samsun'u sayfalarda sevmek ve de sevdirmek istemiş. Çünkü biliyorum ki, o, iflah olmaz bir Samsun sevdalısı. Samsun, denildiğinde Emre Hoca için akan sular durur. Hele ki, söz konusu Samsunspor ise aksi bir durumda aranız bile açılabilir. Böyle bir adam yazmış işte Şehr-i Samsun romanını. Varın gerisini siz düşünün. Hayri Varol
Bir Var Bir YokEmre Seven · Eflatun Kitaplar Yayınları · 20245 okunma

Hayri Varol

, bir kitap okudu
Puan vermedi·270 syf.··
2025 10. kitabı
Emre Seven
9.5/10 · 5 okunma
Öğretmenler Günü münasebetiyle eğitim üzere sohbet edelim biraz... Çok kez duymuşsunuzdur; "eğitim ailede başlar" derler... Ben çok katılmam buna... Eğitim ailede başlamaz, devletin yönetiminde başlar... Eğitilmemiş bir aile çocuklarını nasıl eğitebilir?... Ebeveyn eğitilmemişse, çocuğunu nasıl eğitecek?.. Bir devletin eğitim politikası neyse, ailenin eğitim düzeyi de odur bana göre, ailenin eğitim düzeyi ise çocuğun terbiyesine etkilidir... Ancak, esas eğitim devletin eğitim sistemiyle başlar... Toplumun ahlakı devletin eğitim biçimi ve öğrettikleriyle bağlantılıdır... Devletin yukarısı, eğitimdeki en büyük örnektir... İbni Haldun der ki; devlet yönetiminin ahlakı bir süre sonra halkın ahlâkı halini alır... Bu çok doğrudur; Devlet adil olmazsa, toplum da adil olmaz... Devlet eşit dağıtmazsa, toplum da dağıtmaz... Devlet korumazsa, toplum da korumaz... Devlet merhamet etmezse, toplum da merhamet etmez... Devlet sorumluluk almazsa, toplum da sorumluluk almaz... Devlet bağırırsa, toplum da bağırır... Devlet söverse, toplum da söver... Devlet döverse, toplum da döver... Nitekim, küçüklerin önündeki en etkili örnek büyüklerdir...
"Başarma"yı yanlış anlamışlar... "Sonunda başardık" diyorlar, ya da dışardan bazıları "adam/kadın başardı" diyorlar... Ne yaptı, diye sorduğunda ise, genellikle ilgili şahsın parayı bulmasıyla ilişkilendiriliyor... Yani, adam çok çekmiş geçmişte ama sonunda başarmış, parayı bulmuş, işadamı olmuş, şimdi evleri, yatları, katları, arabaları varmış... Buraya giden yolu konuşan yok hiç... Adamın eristiği bu seviyeye gelen yolda, haysiyetini, şerefini, onurunu ayaklar altına alarak ulaştığından hiç bahsedilmez... Bir önceki aşamasında, alacaklılarından kactığı, kapısına alacaklıların dayandığı günler, anasına, avradına küfür edildiği zamanlar, küçük bir menfaat için anasını, avradını yeminlerine konu ettiği anlar, babasını bile sattığı alışverişler hiç konuşulmaz... Bir toplumda adı anıldığında ardından edilen küfürler kayda alınmaz... Ona sorsan, o başarmıştır... Öte yanda kadın, birilerinin metresi olmuştur zamanla, gecelik çerez olmuştur, gönül eğlencesi olmuştur, üç kuruş karşılığında namusunu, haysiyetini hiç etmiştir... Onlarca kişinin ekmek arası olmuştur... Nihayetinde hepi topu ya bir evi olmuştur veyahutta çocuklarını okutmuş ya da evlendirmiştir... O da, başardım, diyor... Başarmak, namusu, haysiyeti, onuru korumak değil miydi?.. Başarmak, bu hayatı onurlu bir şekilde tamamlamak değil miydi?... Başarmak, sadece maddi kazanım mıydı?... İş hayatı boyunca küfürler yiyerek yükselen adamla, yaşadığı şehrin yarısının tezgahından geçmiş bir kadın nasıl "başarmış" sayılabilir?...
Reklam