Balkonumuzdaki saksılar içerisinde yetiştirmeye çalıştığımız meyve ağaçlarımız vardı... Bir süre iyi büyüdüler, taptaze, yemyeşil yaprakları oluyor, bazıları ufaktan meyveler veriyorlardı... Sularını eksik etmedik, diplerini temizledik... Güzeldi herşey...
Sonra, yavaş yavaş saksılarına sığmaz oldular...
Günden güne soluyor, yaprak döküyor, boyunlarını eğiyorlardı...
Üstelik son yıllarda evden uzakta kalıyorduk, dolayısıyla bakımları yapılamıyordu...
Bahçesi olan bir arkadaşıma hepsini almasını söyledim...
Geldi... Hepsini saksılarından çıkardı, götürdü...
Önceki gün arkadaşımın bahçesine gittik... Bizim ağaçları gördüm... Özenle yeni yerlerine dikilmiş, sulanmış, bol toprakla buluşmuşlardı...
Onlarla bir an bakıştığımızı hissettim... Bir an içim burkuldu... Onların da beni görünce içlerinin burkulmuş olabileceği geldi aklıma...
Bir süre baktım hepsine... Balkonumuzdaki günleri, onları suladığım, saksılarını taşıdığım anları, yanlarına masa atıp kahvaltı yaptığım sabahları anımsadım...
Burnumda hafif bir sızı hissettim...
Sonra düşündüm...
Benim saksılarım yetmiyordu onlara, toprağım, suyum yetmiyordu... Onlar daha çok toprak, daha çok su, daha çok güneş istiyorlardı...
Ben tüm bunları küçük balkonumda sunamıyordum...
Şimdiki yerlerinden memnundular...
Düşümdüm de...
Benim saksılarıma sığmayan, benim toprağımla, suyumla yetinmeyen ağaçlar, varsın istedikleri ve mutlu oldukları yerde olsunlardı...