Hayri Varol

Hayri Varol
@HayriVarol
Tanınmamış Kişi, Ayçiçeği Tarlalarına Beton Dökülürken, Kazak Gölü'nde Kanat Çırpan Beyaz Kuğular ve Gadaşım kitaplarının yazarı.
Bafra, 1 Temmuz 1971
134 okur puanı
Ekim 2021 tarihinde katıldı
10 Kasım
Senede bir kez çalan siren sesiyle Atatürk’ü yeterince anmış olmuyoruz... O siren, yalnızca bir yas değil; düşünsel bir hatırlatma, bir uyanış çağrısıdır... Cumhuriyet’in fikirsel temellerini yaşatmak için bu ses yılda bir değil, her hafta çalmalı... Böylece onun fikirleri sadece anılmakla kalmaz, daha sık hatırlanır ve yaşatılır... Vatanımızın kurtarıcısı, Cumhuriyetimizin kurucusu, Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü Rahmet, minnet, özlem ve saygıyla anıyorum... Hayri Varol
Reklam
Dünya bizim değildi; biz onu bizim zannettik... Üzerine evler, binalar diktik, tel örgülerle, beton duvarlarla tarlalar bahçeler çevirdik; yetmedi, daha fazlası için çabaladık, bu uğurda canlar yaktık, gönüller kırdık, boyunlar büktük; sonra, yanımıza hiç bir şey alamadan göçüp gittik... Hayri Varol
Cumhuriyet Bayramı
Yaradan'dan başkasına kul olmama hakkını bize teslim eden; Karanlığı yararak aydınlığa uzanan yolda yürümemizi sağlayan; Bugün ulaştığımız medeniyet seviyemizin ve çağdaş ülkeler arenasındaki yarışımızın yolunu açan; İlimde, bilimde, teknolojide, sanatta ve sporda eriştiğimiz ve dahasına erişebileceğimiz seviyenin temellerini atan; İnançlarımızı, ibadetlerimizi, ibadethanelerimizi, laiklik ilkesiyle güvence altına alan; Biz müslümanları kutsal kitabımız ve rehberimiz Kur'an-ı Kerim'e yaklaştıran, onu anlamamızı sağlayan; Biz müslümanları, uydurma ve dogmalardan arındırarak, İslam ile tanıştıran; Hür ve özgür bir sosyal hayatı bize armağan eden; Cumhuriyetimizin kuruluşunun yıldönümü, Ve, Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun... Hayri Varol
Balkonumuzdaki saksılar içerisinde yetiştirmeye çalıştığımız meyve ağaçlarımız vardı... Bir süre iyi büyüdüler, taptaze, yemyeşil yaprakları oluyor, bazıları ufaktan meyveler veriyorlardı... Sularını eksik etmedik, diplerini temizledik... Güzeldi herşey... Sonra, yavaş yavaş saksılarına sığmaz oldular... Günden güne soluyor, yaprak döküyor, boyunlarını eğiyorlardı... Üstelik son yıllarda evden uzakta kalıyorduk, dolayısıyla bakımları yapılamıyordu... Bahçesi olan bir arkadaşıma hepsini almasını söyledim... Geldi... Hepsini saksılarından çıkardı, götürdü... Önceki gün arkadaşımın bahçesine gittik... Bizim ağaçları gördüm... Özenle yeni yerlerine dikilmiş, sulanmış, bol toprakla buluşmuşlardı... Onlarla bir an bakıştığımızı hissettim... Bir an içim burkuldu... Onların da beni görünce içlerinin burkulmuş olabileceği geldi aklıma... Bir süre baktım hepsine... Balkonumuzdaki günleri, onları suladığım, saksılarını taşıdığım anları, yanlarına masa atıp kahvaltı yaptığım sabahları anımsadım... Burnumda hafif bir sızı hissettim... Sonra düşündüm... Benim saksılarım yetmiyordu onlara, toprağım, suyum yetmiyordu... Onlar daha çok toprak, daha çok su, daha çok güneş istiyorlardı... Ben tüm bunları küçük balkonumda sunamıyordum... Şimdiki yerlerinden memnundular... Düşümdüm de... Benim saksılarıma sığmayan, benim toprağımla, suyumla yetinmeyen ağaçlar, varsın istedikleri ve mutlu oldukları yerde olsunlardı...
Reklam