Hiç tasvip etmediğim hayatların romanı..
İyi başladı roman, eski İstanbul semtlerini, mahallelerini gözümde canlandırarak, keyifle okuyordum.. Taa ki, aşk başlayana kadar..
Roman ilerledikçe aşktan nefret etmeye başladım.. Aşkın bir adamı nasıl rezil, kepaze ettiğini gördüm.. Bir insan kendisini ancak bu kadar yerlere düşürür, hem de aşk adına..
"Böyle aşkın ızdırabını s....." sözünü ilk söyleyen adam kimse, sanırım bu romanı okuyupta söylemiştir..
Öte yandan, yirmi yıldan fazla zamanını siyasetle harcamış biri olarak, gördüm, bir kez daha anladım ki, ben siyasetten, particilikten, fanatizmden gerçekten çok soğumuş ve uzaklaşmışım.. Okurken çok itici geldi, bir zamanlar tam ortasında bulunduğum işler..
Konusu, edebiyat dunyamızda ya da sinemamızda defalarca işlenmiş, devrimci hareketin, polisle, devletle ya da iktidarla dersek daha dogru olur, kavgaları.. Ögrenci hareketleri, takipler, fişlemeler, tutuklamalar, hücre evleri, gözaltılar, işkence ve dayaklar.. Ve tüm bunların tam ortasında yaşanan, bana göre, rezil bir aşk..
Kalınca bir kitap.. İsterseniz, belli bir şöhreti olan bu kitabı okuduklarınız arasına katın ya da bunun yerine üç tane başka kitaplar okuyun..
Okumazsanız, çokta bir şey kaybetmezsiniz açıkçası..