Günümüz insanının hayatına sade ama düşündürücü bir dille yaklaşan bir eser. Olmak istediğimiz, yaşamak hayalini kurduğumuz ya da özellikle kaçtığımız hayatları farklı olay örgüleriyle önümüze koyuyor. Her döngü, her kitap bambaşka bir yaşamı temsil ediyor; aslında biz buna en basit hâliyle “kader” diyoruz.
İnsanoğlu yetinmeyi pek beceremiyor. Elindekini görmek yerine, hep “ya şöyle olsaydı?” ya da “böyle olmalıydı” sorularına takılıp kalıyoruz. Oysa hayat, varsayımlarla değil yaşananlarla anlam kazanıyor. Sahip olduğumuzu yaşamak, bulunduğumuz hâli sevmeyi öğrenmek belki de en zor ama en gerekli olanı.
Bu kitap bana, kendi hayatımı kabullenmenin bir vazgeçiş değil; aksine onu daha berrak, daha değerli görmenin bir yolu olduğunu hatırlattı. Kendimizi ihtimallerle yormak yerine, içinde bulunduğumuz yaşamı sahiplenmenin huzurunu fısıldayan bir okuma deneyimi sundu.