Şimdi kendinize bir iyilik yapın: ey insanlar, Müslüman olun. Evet, tebliğimizi yaptık. Ama 'zaten müslümanız' diyenlere bir açıklamada bulunmak lazım tabi. Nüfus cüzdanımızda 'Dini: İslam' yazıyor diye bizi öbür tarafta direkt cennete koyacaklarını mı sanıyorsunuz siz? Yok öyle yağma./Her hareketimden önce şunu tespit etmek zorundayım ben: /
Efendimiz aleyhisselam burada olsaydı nasıl davranmamı emrederdi?
Yemek yerken, ticaret yaparken, teheccüd kılarken, dernek veya parti toplantısında, okulda, evde, işte, misafirlikte, çarşıda, otobüste, metroda, komşumla konuşurken, alışveriş yaparken, illa oy vereceksen... önce bu soru sorulacak: Efendimiz aleyhisselam burada olsaydı nasıl davranmamı emrederdi? Tabi bunun için Efendimiz'in hayatını ezber derecesinde bilmek gerek. Değil mi? Evet.
Bahçe gerçekten nefisti. Sanki zamandan koparılmış bir mekân... Dışarıda insanlar bir koşturmacanın içinde... Korkunç bir telaşı yaşıyorlar. Sabah işe akşam eve. Sabah işe akşam eve. İşyerlerinde yine sürekli ve anlamsız bir telaş: imzalar, mühürler, dosyalar... Sonra eve dönüş: hınca hınç duraklar, otobüsler, dolmuşlar... Evde, yemek, çay, çor çocuk, televizyon... İnsanlar hep meşgul. Bu ne demek? şu demek: Modernizm bir işgal biçimidir: meşgul ederek işgal eder insanı. Düşünmesine fırsat bırakmaz. Kendine gelmesine izin vermez. Çünkü modernizm, insanın düşünmesini istemez; sadece itaat etmesini ister.
Eski çağlarda kölelerin bir şansı vardı: köle olduklarınınfarkındaydılar. Ayaklarında zincirleri, sırtlarında kırbaç izleri ve ağzı salyalı efendileri vardı. Şimdi modern insan, kölę olduğunun farkında bile değil. Dolayısıyla, bir özgürlük arayışı da yok. Çünkü kendini zaten özgür zannediyor. Paradoks. O halde sanatçının görevi nedir? Kalemin Yükü nedir?
Ey Türk sanatçısı! Birinci