Hasan Dağ

Hasan Dağ
«Yek katre-i hûnest, sâd hezârân endîşe» «Herkes kendi içine baksın.»
Dünyada,bir ağacın altında gölgelenip gidecek garip bir yolcu gibidir mü'min.
Sayfa 125 - İz Yayınları·Kitabı okudu
Din
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Zihni akrabalık,zaman içerisinde kalbi akrabalığa dönüşür." "Zihni akrabalik:aynı kavramlari,aynı mantığı kullanmakla oluyor,buda zamanla kalbi bir yakınlık doğuyir.Yani onların kelimeleriyle düşündükçe,onların kavram ve kurumlarıyla yaşadıkça,onlar gibi hissetmeye ve inanmaya başlıyorsun.
Sayfa 122 - İz Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Allah'tan başka ilah var mıdır? "Yoktur." "Madem Allah'tan başka ilah yok, insan şirke nasıl düşüyor?” Antrenmanlı olduğum içün, cevabı sektirmedim: "Bazı varlıkları ilahlaştırarak." deyiverdim. İşte bu! Kelimeler dudaklarından inci gibi dökülüyordu: "Hah işte oğlum Hamza, Müslüman bu konuda çok uyanık olmalıdır. Tuzaklara düşmemelidir. Yüce Allah Nisa suresi 48. ayette ‘innallâhe lâ yağfiru en yüşrake bihî….” buyurur. Yani Allah şirki asla affetmez. Bunun dışında dilediği bütün günahlarımızı bağışlayabilir. O halde bir Müslüman yatıp kalkıp, şirk konusunda tefekkür etmeli ve fevkalade şuurlu olmalıdır." "Şirk konusunda keskin bir bilinç geliştirmek...” 》 “Aynen öyle. ‘Lâ maksûde illallah' diyoruz; ama Allah’ın rızasına uymayan maksatlarımız var... 'Lâ mahbûbe illallah' diyoruz; ama Allah'ın rızasına uymayan sevgilerimiz var….. “Lâ mabûde illallah' diyoruz; ama Allah'ın rızasına uymayan mabutlarımız, otoritelerimiz var."
Sayfa 101 - İz Yayınları·Kitabı okudu
Din
İnsanlar nasıl bu kadar ahmak olabiliyor anlamıyorum. Ortalık eski Yunandan beter. Tanrılarla dolu bir çağda yaşıyoruz. Akaid kitaplarında şöyle bir cümle vardı: Kişinin maksúdu ne ise, mabudu odur."Kendi öz kültürüne yabancılaşmış arkadaşlar için günümüz Türkçesini de verelim: Kişinin amaci ne ise, tanrısı odur. Yani? Yani insan, bazen amacını tanrılaştırmaktadır. Evet, düşünelim. Kimi zaman mesela 'statü' tanrılaştırılabiliyor. İnsan 0 makama, o mevkie erişmek için çıldırıyor adeta. Hayatın tek amacı o koltuğa ulaşmak oluyor. Bunun için bazen yenmedik halt kalmıyor ve insan, yaşamını sadece o statüye ulaşmak için sürdürüyor... Kimi zaman mesela ‘kadın' tanrılaştırılabiliyor. Ona ulaşmak hayatın tek amacı oluyor. Bazen tek bir kadın, bazen muhtelif kadınlar kişinin tanrısı olabiliyor... Kimi zaman mesela ‘para' tanrılaştırılabiliyor. İnsan sadece para için yaşamaya başlıyor. Daha fazla, daha fazla kazanmak için... Bazen insan, yaptığı her şeyi 'kendi' için yapıyor ve 'nefsini' tanrılaştırabiliyor... Bazen insan, dışardan bakıldığında doğru düzgün işlerle uğraşıyor; ama içten içe mesela şöhret' sahibi olmak, ‘tanınmak' bilinmek' 'görülmek' istiyor. Oysa riya (yani amellerde insanlara gösteriş yapmak) Peygamberimiz aleyhisselam tarafindan 'gizli şirk' olarak tanımlanmıştır... Mesela anne babalar farkına bile varmadan ‘çocuklarını' tanrılaştırabiliyorlar bazen. Onlara 'iyi bir gelecek hazırlamak gibi kılıflarla, çocukları için deliriyorlar resmen. Şimdi burada, en aptal kafa şöyle soracaktır: Ne yani, Müslüman, bir makamı, bir mevkiyi hiç istemeyecek mi; hiç para kazanmayacak mı; mesela bir kadını hiç sevmeyecek mi; çocukları için iyi bir gelecek hazırlamaya çalışmayacak mı? Otursun o zaman evinde. Tesbih çeksin akşama kadar. Vay be. Bunu mu anladın yani. En
Sayfa 92 - İz Yayınları·Kitabı okudu
Din
Şimdi kendinize bir iyilik yapın: ey insanlar, Müslüman olun. Evet, tebliğimizi yaptık. Ama 'zaten müslümanız' diyenlere bir açıklamada bulunmak lazım tabi. Nüfus cüzdanımızda 'Dini: İslam' yazıyor diye bizi öbür tarafta direkt cennete koyacaklarını mı sanıyorsunuz siz? Yok öyle yağma./Her hareketimden önce şunu tespit etmek zorundayım ben: / Efendimiz aleyhisselam burada olsaydı nasıl davranmamı emrederdi? Yemek yerken, ticaret yaparken, teheccüd kılarken, dernek veya parti toplantısında, okulda, evde, işte, misafirlikte, çarşıda, otobüste, metroda, komşumla konuşurken, alışveriş yaparken, illa oy vereceksen... önce bu soru sorulacak: Efendimiz aleyhisselam burada olsaydı nasıl davranmamı emrederdi? Tabi bunun için Efendimiz'in hayatını ezber derecesinde bilmek gerek. Değil mi? Evet. Bahçe gerçekten nefisti. Sanki zamandan koparılmış bir mekân... Dışarıda insanlar bir koşturmacanın içinde... Korkunç bir telaşı yaşıyorlar. Sabah işe akşam eve. Sabah işe akşam eve. İşyerlerinde yine sürekli ve anlamsız bir telaş: imzalar, mühürler, dosyalar... Sonra eve dönüş: hınca hınç duraklar, otobüsler, dolmuşlar... Evde, yemek, çay, çor çocuk, televizyon... İnsanlar hep meşgul. Bu ne demek? şu demek: Modernizm bir işgal biçimidir: meşgul ederek işgal eder insanı. Düşünmesine fırsat bırakmaz. Kendine gelmesine izin vermez. Çünkü modernizm, insanın düşünmesini istemez; sadece itaat etmesini ister. Eski çağlarda kölelerin bir şansı vardı: köle olduklarınınfarkındaydılar. Ayaklarında zincirleri, sırtlarında kırbaç izleri ve ağzı salyalı efendileri vardı. Şimdi modern insan, kölę olduğunun farkında bile değil. Dolayısıyla, bir özgürlük arayışı da yok. Çünkü kendini zaten özgür zannediyor. Paradoks. O halde sanatçının görevi nedir? Kalemin Yükü nedir? Ey Türk sanatçısı! Birinci
Sayfa 91 - İz Yayınları·Kitabı okudu
Din