Oğlum bu millet Kurtuluş harbi gördü. Seferberlik gördü. O zamanlar zor zamanlardı, seferberlik ilan edilince köylerde ilçelerde ne kadar erkek varsa 15 yaşından 80 yaşına herkes koştu askere. Köylerde erkek kalmadı. Harp bittiğinde ise köyüne çok az insan dönebildi. Çoğu cephede Şehit Oldu. Köyüne dönen erkekler köydeki hanımların çoğu dul kaldığı için hanımları ile yan yana yürümeye utandılar. Hanımlarını özellikle arkadan yürüttüler ki eşleri cephede Şehit düşenler bakıp üzülmesin.
Onlar meclislerde çocuklarını sevmediler. Herkesin içinde çocuklarını dizlerine oturtmadılar. Çünkü onlarca yüzlerce Şehit çocuğu vardı çevrede..
Etrafım Şehit yetimleri ile dolu iken ben çocuğumu nasıl öpüp koklayayım diye düşünüp ar ettiler.
Bunlar şimdi bilinmez tabii. Bizi kaba bulurlar hanımlarımız arkadan yürüyor diye..
Oğlum artık Sen gittiğin yerde aslını anlatırsın..
Kendini imtihan edilmediği sınavların yegane galibi sanarak, kendi kurduğu enaniyet cumhuriyetinin mahkemelerinde kendinden başka diğerlerini -çok rahat ve dahi zevkle asan, kesen, hüküm veren; kendi çabasıyla doldurduğu amel defteriyle cennetin kapısını tekmeyle aralayacağını sanan ahir zaman Müslümanlarından uzaklaşarak sustum o gün ben…
Yoruldum. Durmadan koşuyorum etrafımda olup bitenlerden bir haber. Yürüdüğüm yolların ve rastladığım insanların farkına varmadan koşuyorum. Ama bana yorulmaktan başka hiçbir şey katmıyor. Yoruluyorum. Dinlenmek için dursam engel olamayacağım gözyaşlarım var biliyorum. Yaşamak gibi bir çabam var belli kurallar olmadan, belli zorunluluklar koymadan, plansız… Olmak istemediğim yerde mutlu olmaya çalışıyorum. Kendimi atsam bir yerlerden veya kaybolsam. Kaybolsam, bulamasa beni benliğim. Yorulmuşluklarımdan kaçsam, kurtulsam. İçimde hep bir ağlamak hissi. Fakat ağlayamamak… Denize boş boş bakmaktan öteye gitmiyor hissizliğim. Ne hissettiğimi bilememekten öteye gitmiyor. Ne yaşadığımı bilememek, kendimin farkına varamamak… Kaç yaşındayım, hangi şehirdeyim, hangi okul, hangi bölüm? Yaşamın ve aldığım nefesin boşluğu… Kendime bile anlatamadığım şeyler… Bu böyle nereye gidecek, ben nasıl kurtulacağım derken beni durmadan içine çeken boşluk… Kaçamıyorum.
Efendi dergi yaşamak