" Aman dil...Aman dil... Dil efendim." şeklinde tekrar tekrar sayıklamıştır. Bunu bazıları kendi görüşlerine göre " Dil reformundan vazgeçmeyin" ya da " Dili harap etmelerine imkân tanımayın" olarak yorumlamışlardır.
" Sadak gazetenin başyazısını yazmıştı. Osmanlıca. Zile bastı, gelen odacıya yazıyı vererek 'bunu ikameciye götür' dedi. Karşı odadaki ikameci Tarama dergisi'ni açtı ve yazının sözdizimine hiç bakmadan, Osmanlıca sözcüklerin yerine bu dergiden beğendiği Türkçe karşılıkları 'ikame' etti. Başka bir gazete bürosunda başka bir 'ikameci' aynı Osmanlıca sözcüklere başka karşılıkları seçmiş olabilirdi. İşte Atatürk'ün ilk bunalımı bu kargaşadan doğdu."
'Ben liseyi Şam'da okudum. Hürriyetin ilânlandığı günlerde son sınıfta idik. Araplar birdenbire ulusçuluğa başladılar. Türkçe ile alay ediyorlardı. Bir gün, sınıfta kara tahtada tebeşirle yazılmış beş on satır gördük. Bunun başında Türk dili nedir ? yazılı idi. Yazıyı içimizden okuduk. Bunda, tek bir Türkçe kelime yoktu. Osmanlı ûslubuna ve kurallarına uydurularak yazılmıştı. Bu yazının sonu 'dır' ile bitiyordu. Araplar, bu dil edatını beş on defa tekrarlamışlar ve dırdırların altını çizmişler ve önüne de Türkçe budur. Yani (dırdır)dır yazmışlardı. O gün, biz 4-5 Türk öğrenci bütün bir sınıfla âdeta boğuştuk ve o günden başlayarak Türkçeci olduk.'