Ama son zamanlarda, nedenini sormayin, komediden hoslanmiyorum, yerim uygun olsaydi bile hareket etmek istemiyorum, ne atesten zevk aliyorum ne topraktan, ne bir zamanlar görkemli yıldızların pırıltı dünyasını önüme seren kelimelerden, ne şiirlerin sayesinde aydinlanmaktan, ne de aklin sagladigi sonsuz sevinçten. Radyodaki su harika programlar ve haberler, beni etkileyen mükemmel podcastlar, iyi gözle baksam sicak hava gibi geliyorlar bana, kötü gözle bakarsam pis kokulu buhar gibi. Yakinda katilacagim çaliskan toplum, soylu insan toplulugu, onlann gele-nekleri, tanrilari ve melekleri, atesli fikirleri ve görkemli heyecanlari artik beni heyecanlandirmiyor. Benim küçük bedenimi içine alan o kubbenin üzerine bir agirlik çöküyor. Benim bedenimden olsa olsa küçük bir hayvan olusabilir, nerede kalmis bir adama sekil vermek.
Ben ölü dogmus bir kisirliga yazgiliyim, sonra da toza dönüsmeye.