Bir tek ülke istiyorum adı Dünya Bir tek ırk istiyorum adı İnsan Bir tek kaynak istiyorum adı Sevgi... Nazım Hikmet Ran
İnstagram : instagram.com/nahif.okur?utm_...
Güneşi Uyandıralım
"Biliyor musun Fayolle..."
"Neyi,yavrum?"
"Başka bir hayatta düğme olarak doğmak istiyorum.Ne düğmesi olursa.Külot düğmesi bile.İnsan olmaktan ve bir zavallı gibi acı çekmekten iyidir."
Güneşi Uyandıralım,bir çocuğa bu cümleleri söyleten kimsesizliğin ve yalnızlığın hikâyesini anlatıyor.Kahramanımız zeze,çok yaramaz,çok haşarı,bir okadarda iyi yürekli bir çocuktur.Yalnızlığın vermiş olduğu çaresizlikle hayali arkadaşlıklar edinmiş ve bu arkadaşları onun daha iyi insan olması için kulağına iyiliği fısıldayan dostları haline gelmiştir.Belki de zeze nin yaşadığı,bir rüya,bir hayaldi?
İnsan yalnız kalmamalı... arkadaşlığın ve dostluğun en masum yolunu bulmuştu belkide...kim bilir...belki bizede gereklidir masum bir dostluk ne dersiniz?
Serinin ikinci kitabıdır ve zezenin ergenlik dönemlerini, hırçınlıklarını konu almış.Ğüvendiği iki dosdu vardır Fayolle ve dadada.Fayolle hem dost hem arkadaş en önemlisi de ona yol gösteren öğretmen olmuştur.
Öğretmen demişken bir anımı paylaşmak isterim;oğlumun veli toplantısındayım bir veli sınıftaki bir öğrenciden şikayet ediyor yok çok yaramaz,yok mafya kılıklı,yok efendim çok ahlaksız...uzuyor uzuyor şikayetler sıralanıyor,tabi sınıf öğretmeninden isteğini dile getirdi ve imza toplanıp müdüre verilmesi ve öğrencinin okuldan kovulmasını talep etti.Sakinliğimi koruyorum fakat dehşet içerisinde dinliyorum.Bütün veliler galeyana geldi tabi sınıf öğretmeni de yaka silkmiş zaten pek bir hoşuna gitti.Şikayet eden veli öğretmen olduğunu söyleyince ben kendimi tutamadım ve başladım konuşmaya;eğer siz öğretmenler dışlarsanız,biz veliler dışlarsak ne olur bu çocukların hâli?en kolayı değilmidir git defol sen bizim gibi değilsin öyleyse sokakta yaşamak hakkın demek.Okumaya hakkında yok çünkü sen ahlaksızsın.Kimbilir neler yaşadı
Güneşi UyandıralımJosé Mauro de Vasconcelos · Can Yayınları · 202342,8bin okunma
Dokuzuncu Hariciye Koğuşu
"Ağır bir hastalık geçirmemiş biri hayatı tam anladığını iddia edemez."demiş bu kitabında Peyami Safa...
Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, genç yaşta yakalandığı ve tüm hayatını etkilediği hastalığı olan bir gencin çektiği acıları ve yalnızlığını, yaşadığı aşk acısı ile harmanlayarak psikolojik tahlil ve enfes betimlemelerle ele almış olduğu bir yapıttır. Hastane sahnelerindeki betimlemeler ve genç hastanın psikolojisinin aktarımı o kadar olağanüstü ki hastanenin kokusunu duyarak çektiği acıyı ta içinizde hissediyorsunuz.Bir cümle var ki beni çok etkiledi;
"Ağaçların bile sıhhatine imrenerek yürürdüm" işte bu söz benim için eserin kilit noktasıydı hasta bir insanın fiziki acısı yanında psikolojik ıstırabını Peyami Safa mükemmel betimlemesi ile okuyana gerçekten hissettirmekte ..Hastalığın genç bir adamı nasıl bir hale soktuğunu, psikolojisine nasıl etkilerde bulunduğunu çok güzel bir dille anlatıyor Peyami Safa.. Bacağının ağrılarını hiç eksiksiz kendinizde hissediyorsunuz. Aynı zamanda aşkın hastalık ile karışıp nasıl çığlıklar attırdığına da o muhteşem anlatımla birebir yaşıyorsunuz.Mutlaka okuyun diyorum.Kitapla kalın.İyi okumalar...
Dokuzuncu Hariciye Koğuşu
Peyami Safa
Ötüken yayınları