Nahif Okur

Nahif Okur
Bir tek ülke istiyorum adı Dünya Bir tek ırk istiyorum adı İnsan Bir tek kaynak istiyorum adı Sevgi... Nazım Hikmet Ran İnstagram : instagram.com/nahif.okur?utm_...
Ben dinsel aidiye tin aşılmasından söz ederken dinin kendisinin de aşılması ge rektiğini söylemeye çalışmıyorum. Bana göre, din asla tarihin zindanlarına gömülemeyecek, ne bilim tarafından, ne bir doktrin, ne de siyasal bir rejim tarafından. Bilim ilerledikçe insan, sonunun ne olacağı üzerine kendini daha çok sorgulayacak. "Nasıl" in Tanrı'sı bir gün gelecek silinecek ama "niçin”in Tann'sı asla ölmeyecek. Bin yıl sonra belki aynı dinler olmayacak ama ben hiçbir biçimiyle bir din olmadan dünyayı düşünemi yorum.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Milliyetler çağının şafağında değil günbatımındayız.
benim gözümde çoğunluğun zulmü, ahlaki açıdan, azınlığın zulmünden daha iyi değildir; ayrıca özellikle kadın erkek herkesin eşitliğiyle inanç özgürlüğüne, herkesin hayatını dilediği gibi yaşama özgürlüğüne derinden inanıyorum ve bu kadar temel değerleri sorgulamaya kalkan bütün doktrinlerden de sakınıyorum.
6/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2021 19. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 13 Ekim 2021 20:54
Ana/Maksim Gorki Önce kısaca yazarı tanıyalım; Dünya ölçüsünde büyük bir yazar olan Maksim Gorki, 26 Mart 1868 tarihinde, bugün "Gorki" adını taşıyan Nijniy-Novgorod şehrinde doğdu. Asıl adı Aleksey Maksimoviç Peşkov'du. Diğer Rus yazarların eserleri, Turgenyev'in en ünlü eserleri, ancak çıkışlarından 20-25 yıl sonra, Dostoyevski'nin ise, Suç ve Ceza, Karamazov Kardeşler, Budala gibi başeserleri, çıkışlarından ancak 60-70 yıl sonra dilimize çevrildikleri halde, Gorki'nin Ana romanı Rusya'da 1906 1907 yıllarında yayımlanmış, hemen iki yıl sonra da, yani 1909 yılında Türkçeye çevrilmiştir. İşçiler, emekçiler, sömürülen halk için yaptıkları unutulmaz. Bir kıvılcımdan çok alev olmuştur. Bu kitapta onu büyüten, bakan, koruyan büyükannesinden bahseder yazar. Ve bu devrim mücadelesinde, büyükannesinin Maksim Gorki'ye olan desteğini okuyoruz. Aşağıda yazacaklarım tepkiye yol açacak belkide fakat sadece bir konuya olan kızgınlığımdan yazıyorum tüm bunları. Bir zulüm söz konusuysa neden bir kaç kişinin sesi çıkar? Biz ezilen, hakkı yenen insanlar daha kalabalığız, neden sadece birilerinden bir şeyler beklenir? Yazdığım cümleler aslında bir isyanın sessiz çığlıklarıdır... Aradan onca yıl geçmiş, peki ne değişmişti ki? Bugün evet işçi emekçinin bayramı var, artık resmi olarak ilan edilmişti 1 mayıs. Gerçekten işçinin bayramı mıydı? Yoksa işçi olan herkesin çalıştığı fakat onu ezen topluluğun tatil yaptığı bir günmüydü? O zamandan bu zamana ne aşılmıştı ki? İşçi yine işçi, ezilen, hor görülen, sömürülen... Bazı sektörlerde çalışan işçilerin grev haklarının bile olmadığı, her zaman paranın güçlü kıldığı insanların haklı olduğu bir gerçeklik... Ne uğruna yaşananlar? Hapis hayatı, hattâ canından olan insanlar, gerçekten ne uğruna? İnsan sormadan edemiyor. Kısacık ömürde sessiz
AnaMaksim Gorki · Yordam Kitap · 201634,4bin okunma
Çeşitli halklar karşı karşıya kaldıkları felaketlerin sorumluluğunu birbirlerinin üzerine atmaya başladılar. Araplar ilerleyememişse, bu elbette ki onları hareketsizliğe mahkûm eden Türk hakimiyeti yüzündendi; Türkler'in ilerleyememesinin nedeniyse, yüzyıllardır Arap sultasi altında kalmalarıydı. Milliyetçiliğin birinci erdemi her sorun için bir çözümden çok bir sorumlu bulmak değil midir? Böylece Araplar yeniden doğuşlarının nihayet başlayacağı inancıyla Türk boyunduruğunu silkeleyip attılar; bu arada Türkler de Avrupa'ya daha az ayakbağıyla daha kolay katılabilmek için kültürlerini, dillerini, alfabelerini, giyim kuşamlarını "Arap etkisinden kurtarma" işine giriştiler.