Hebun

İstanbul’da tifüs, memlekette zelzele, dışarıda harp, ben sana aşığım…
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Halbuki bende yarı külhabey, yarı entellektüel, yarı deli, yarı akıllı, hayatın içinde var olduğumu anlıyor, anlatıyordum. Şimdi köpeklerime…
İnsanları bilmeliyiz anlamaya çalışmalıyız değilmi beyfendi?
Her mahallede bir koku, bir dost, bir ev, bir kız, bir oğlan, bir nine, bir ana, bir saadet bırakmış çıkardım. Döner mahalleye bakar; bir kahramanlık bir yabancı hayat tanımak, yaşamak arzusuyla ayrılırdım…
Bu eve yerleşmek, bu kıza akşamları, yarın yapacağı yemeklerin erzakını getirmek, bu kızın boynuma atılması…