Öncelikle şunu belirtmeliyim kitap elinize aldığınız andan itibaren merak uyandırıyor ve elinizden düşüremiyorsunuz. Gayet akıcı ve dili sade. Yer yer tarihi mekan betimlemeleri ve bu bağlamda bazı şeklini bilmediğimiz yapıların, eserlerin tasviri kafa bulandırabiliyor. Ayrıca bi kaç yerde çevirmenden dolayı olsa gerek cümlelerin yapısı bozuk. Bunun dışında bi çırpıda okunan bir eser. Serinin de ilk kitabı. (Melekler ve Şeytanlar, Da Vinci Şifresi, Kayıp Sembol, Cehennem, Başlangıç)
Kitapta kendinizi bazen rönesans dönemi Roma'sında bazen çağdaş Roma'da kimi zaman Vatikan'da kimi zaman da İsviçre'de meşhur CERN'de hissedeceğiniz bölümler iç içe anlatılıyor.
Bilim ve sanatın birlikte baş rolde olduğu ve bu denli etkili bir şekilde anlatıldığını görmemiştim. İşin ilginç yanı ikisinin de ana kesişme noktasının din olarak işlenmesi ve tüm olayların temeline inancın yerleştirilmesi. Bilim-Sanat-Din üçgeninde Tarihi de doyasıya hissedeceğiniz, edebiyatın da matematik kadar evrensel ve "saf dil" oluşunu anlayacağınız , yer yer fizik kurallarını öğreneceğiniz, kültürel ve arkeolojik eserleri tanıyacağınız, günümüze ışık tutan rönesans dönemi sanatçı ve bilim adamlarının sıkça işlendiği, Vatikan şehrinin, Kilise’nin ve İlluminati’nin bilmediğimiz yönleriyle anlatıldığı gizemli bir yolculuk.
Fazlasıyla farklı bilgiler içeriyor benim en çok hoşuma giden yönü de bu oldu. Ayrıca kitaptaki ambigramlar da müthiş bi emeğin ürünü bence.
Kitapta eleştirilecek çok şey de var ama herhangi bir nesnelliği olduğunu düşünmediğim için sizin şahsi düşüncelerinize bırakıyorum, ama bir örnek verecek olursam; İsviçreli Muhafızları dünyanın en eğitimli ve ciddi askeri birliği olarak tanıtıp, ardından karmaşık kurgusunu oturtmak için bu birliği fazlasıyla pasif ve ne yaptığını bilmeyen bir grup