Çocukken seyrettikleri bir filmden, okudukları bir kitaptan, büyüklerinin anlattığı bir hikâyeden insanların aklına bir mutluluk resmi yerleşiyor ve bu resme benzemeyen hiç bir görüntünün mutluluk olabileceğine daha sonra inanmıyordu.
Ellerinde tek bir mutluluk kalıbıyla dolaşıyorlar, bir başkasinin kendine dar gelen ayakkabısını giymeye çalışır gibi kendi mutluluklarını bu kalıbın içine sokmaya uğraşıyorlardı...
Her şeyin gerçekliğini sorgulama eşiği. Kendi varlığına yabancılaşma eşiği. Hayatın bulantı eşiği. İçimdeki yalnızlık hissi, karşıma çıkan her şeyi yok ediyor, zamanla geçeceği, hafifleyeceği yerde gittikçe güçlenerek hayatımı çepeçevre kuşatıyordu. Kafamı nereye çevirsem yalnızlığımla yüz yüze geliyordum. Sık ve kara ağaçlarla dolu bir yalnızlık ormanı. Anladım ki bu dünyanın tek hakikati insanın yalnızlığıdır, ötesini anlamaya çalışanların kalbinde sadece yorgunluk kalır.