Oktay Rıfat romanının baş kahramanı olarak bir kadın seçmiş ve bu kadının ağzından duygularını, bakış açısını o kadar gerçekçi yansıtmış ki bir erkek bir kadının iç dünyasını ancak bu kadar iyi anlatabilirdi; bu da hiç kuşkusuz yazarın başarısını gösteriyor.
Kitap az gelişmiş ülkelerin kadınlarının geçim derdinden toplum baskısından kadınlığını bilememesi, istediği gibi yaşayamaması, kendilerini sevmeyen kendilerinin de sevmediği kocalara çaresizlikten katlanmalarını, o dönemin esnaf profilini ve 70'li yılların karanlık karışık siyasi olaylarını bir kadının gözüyle harmanlayarak anlatmış. Betimlemelere öyle çok yer vermiş ki boğazın sularının soğukluğunu yosun kokusunu okurken hissedersiniz vapura binmiş kadar olursunuz, bu da garip akımının etkisi olsa gerek. Bence okunası.