...” Ağlamak kötü bir şey mi?
Ağlamak hiçbir zaman kötü değildir, budala.Neden sordun?
Bilmiyorum. Bir türlü alışamadım. Sanki yüreğim boş bir kafes ...”...
Ah,
Yüreğim zor dayandı satırları okurken...
Adım adım şahit olmak çok zor bu acıya.
Hele bunu bir günlük vasıtasıyla yapmak...
Yaşar Kemal'in İnce Memed eserinde çok anlamlı bir cümle geçer: "Demir olsam çürürdüm, toprak oldum dayandım." Anca toprak olmak lazım dayanmak için.
Her şey ne güzel başlamıştı oysa...
Pırıl pırıl hayaller vardı, tertemiz!
Eserin o günlerden başlaması daha çok zorluyor yüreği. Güzel giden her şey bir gün alt üst olabiliyor. Hiç beklemediğin anda.
Bir kız çocuğu düşünün, henüz 14 yaşında. Hayatının baharı bile diyemeyeceğimiz bir dönemde. Kabul olmasını en çok istediği dua:
"Ama Allah'ım, senden istediğim tek şey ailem benden önce ölmesin yoksa dayanamam.
Lütfen Allah'ım." (s. 73)
Ve en acısı, bu duanın bir gün gerçek olması...
Bir baba düşünün, acılar içinde,
Öyle bir hayat ki şu dizeleri yazdırıyor:
"Sabahları
Hasta uyanmanı istiyorum.
Hastaysan eğer
Yaşıyorsun demektir."
Burçak Çerezcioğlu
Mavi Saçlı Güzel Kız!
O birkaç yıllık süreci adım adım yaşadım seninle!
Günlüğünde geçen şarkıları açtım eseri okurken, günlüğünden geçen filmleri izleme listeme aldım.
Öyle güzel, öyle cesur meydan okuyordun ki hayata, küçük şeyleri dert edindiğim için kendimden utandım!
Hayata bakış açımı değiştirdi kurduğun birçok cümle.