Bora Bilir

Bora Bilir
@Helios_x
9/10
·544 syf.··
Beğendi
·
2026 9. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 25 Şubat 2026 21:20
Sezgin Kaymaz’ı benim için özel yapan şey sadece anlattığı hikâyeler değil kurduğu evren. Onun metinlerinde yalnızca bir olay okumuyorsun, bir dünyaya giriyorsun. O dünyanın dili, mizahı, ritmi ve diyalogları bir bütün oluşturuyor. Ve ben bu bütünün içinde kalmak istiyorum. Anlatım dili gerçekten inanılmaz. Cümleler doğal akıyor ama aynı zamanda güçlü bir derinlik taşıyor. Gündelik konuşmaların arasına yerleştirdiği o beklenmedik edebi dokunuşlar metni sıradanlıktan çıkarıyor. Diyaloglar çok gerçekçiyapay değil, zorlanmış değil. İnsanların gerçekten konuşabileceği bir ton var ama aynı zamanda edebi bir yoğunluk da hissediliyor. Mizahı da bu evrenin önemli bir parçası. İnce gözlemler, küçük detaylar ve yerinde kurulmuş cümleler anlatıya hem sıcaklık hem de özgünlük katıyor. Bu yüzden kitaplarını okurken sadece hikayeyi değil, o dünyanın havasını da yaşıyorum. Sürekli o evrende kalmak istiyorum. Onu geç tanımış olsam da kısa sürede birçok kitabını okudum. Ve dürüst olmak gerekirse başka yazarlara geçmekte zorlanıyorum. Çünkü onun kurduğu anlatı dünyası çok güçlü ve tutarlı. O evrenden çıktıktan sonra diğer metinler bana daha düz değil belki ama daha uzak geliyor. Bu bağı çok güçlü bir şekilde okuruyla kurabiliyor. En çok üzüldüğüm nokta ise bu kadar özgün, bu kadar güçlü bir yazarın hak ettiği ölçüde okunmaması. Bu durum gerçekte üzücü çünkü daha fazla insanın bu evrenle tanışmasını isterdim. Böyle bir anlatım gücünün daha geniş bir okur kitlesine ulaşması gerektiğini düşünüyorum. Bu sadece bir okuma meselesi değil bir dil, bir atmosfer ve bir edebiyat deneyimi meselesi. Sezgin Kaymaz benim için bir hikaye yazarı değil sadece. Bir evren kurucusu. Ve ben o evrende kalmayı gerçekten çok seviyorum.
Son ŞuraSezgin Kaymaz · April Yayıncılık · 2015388 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
7/10
·360 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 20 Şubat 2026 16:21
Hatırla, Güzelsoy’un “Fennî Sihirler” üçlemesinin finali niteliginde. Sekiz yüzyıl önce Artuklu sarayında El-Cezeri’nin mekanik icatlarıyla kurulan büyülü dünya ile günümüz İstanbul’unda travma yaşamış Suzan’ın hikayesi iç içe ilerliyor. Zaman burada doğrusal değil de daha çok bir hatırlama mekaniği gibi. Geçmiş ve bugün, sürprizli ama tutarlı bir şekilde birbirine bağlanıyor. En güçlü yanı kesinlikle kurgu zekası derim. Akış çok canlı, okurken sürekli “Bu nasıl bağlanacak?” hissi yaşıyorsun ama sonunda taşlar yerine oturuyor. Anlatım biçimi değişken, bu da romana dinamizm katıyor. Dil şiirsel ama ağır değil. Felsefi arka planı var, unutuş, iktidar, yaratım, hafıza gibi temalar ama metin ders kitabı gibi durmuyor. Tam tersine, hikâyenin içinde doğal akıyor. Tarih, mitoloji ve bilimsel göndermeler var fakat bunlar süs değil, yapının parçası. Eleştirilerde son bölümün biraz hızlı kapandığını yazanlar olmuş, bazılarına göre bilimkurgu tonları yoğunlaşmış ama bence genel olarak bu unsurlar romanın ruhuna hizmet ediyor. Kısacası: Hem zihne hem duyguya dokunan, finali güçlü bir roman. Seriyi takip ettiysen ayrı bir tat veriyor ilk kez okuyorsan da tek başına ayakta durabiliyor. Bitince akılda kalan şey şu oluyor: hikâye değil sadece, bir fikir deneyimi okumuşsun.
Hatırlaİsmail Güzelsoy · Doğan Kitap · 2018462 okunma
6/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2025 55. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 03 Eylül 2025 15:01
Botter Apartmanı, İstanbul’un hareketli bir noktasında, tarihi bir apartmanda geçiyor ve hikâye, psikiyatr Kaan’ın bakış açısından ilerleyerek hem apartmanın geçmişini hem de güncel yaşantısını aktarıyor. Ancak romanda dilin derinlik ve zenginlikten uzak olduğunu hissettim. Anlatım çoğu zaman yüzeysel; cümleler kısa, tatsız ve çoğu zaman zorlamalı. Bu da karakterlerin duygularının okuyucuya geçmesini güçleştiriyor. Esta ve Kaan arasındaki aşk özellikle inandırıcı değil. Farklı kültürlerden gelen iki kişinin, birbirlerini sadece birkaç kez görmelerine rağmen yoğun bir tutku hissetmeleri gerçeklikten uzak. Esta karakteri yeterince derin işlenmemiş; geçmişi ve psikolojisi hakkında arka planda neredeyse hiç bilgi yok. Bu nedenle karakter kafamızda canlanmıyor ve yaşanan aşkın yoğunluğu ikna edici gelmiyor. Aile içi sırlar teması tahmin edilebilir bir şekilde işlenmiş. Örneğin Kerem’in, Selim’in oğlu olduğu baştan seziliyor ve kitabın sonunda sürpriz etkisi yaratmıyor. Mevlevi karakteri ise kurguya derinlik katmak için eklenmiş gibi duruyor ama yeterince işlenmediği için hikayeye anlamlı bir katkı sağlamıyor. Sonuç olarak, Botter Apartmanı fikir ve tasarım açısından ilgi çekici bir çalışma olsa da; yüzeysel karakterler, dilin zayıflığı ve ilişkilerin gerçeklikten uzaklığı nedeniyle beklentilerimi karşılamadı. Roman, fikir açısından merak uyandırsa da, anlatım ve karakter derinliği açısından yetersiz kalıyor.
Botter ApartmanıAyşe Övür · Remzi Kitabevi · 20191,508 okunma
9/10
·429 syf.··
Beğendi
·
2025 33. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2025 20:20
Bu yıl Sezgin Kaymaz ile tanıştım ve geç kalmış olmanın eksikliğini hissettim, ancak bu keşif bir o kadar da ilham verici oldu. Hayatın içinde hâlâ böylesine değerli eserler bulmanın mutluluğu paha biçilemez. Deccal’in Hatırı, 1989 Ankara’sının sokaklarında geçen, mizahla hüznün, gerçekle absürtlüğün ustalıkla harmanlandığı bir roman. Veysel, Zila, Hayri ve Deccal Celâl gibi unutulmaz karakterler, sanki bir Ankara çay ocağında yanınızda oturan gerçek insanlar gibi hissettiriyor. Sezgin Kaymaz’ın dili, sokak kültürünün samimiyetiyle felsefi derinliği birleştiriyor. Roman, aşk, dostluk, insan olmanın karmaşası ve hayatın beklenmedik anları gibi temaları işlerken, özellikle aşk bu eserde biraz daha öne çıkıyor. Marjinal karakterler üzerinden cesurca ve içten işlenen aşk, kalıpların ötesine geçerek okuyucuyu derinden etkiliyor. Zila’nın cesareti, Veysel’in çaresizliği ve Celâl’in “deccal”liği, her biri kendi hikâyesiyle parlıyor ve adeta birer yaşam dersi sunuyor. Mizah, Kaymaz’ın her eserinde olduğu gibi tam kıvamında; ne fazla ne eksik. Temalar tanıdık gelse de, bu tanıdıklık kitabı daha da çekici kılıyor; zaten bu yüzden Kaymaz’ın edebi dünyasından çıkmak istemiyorum. Bir kitabı bitirip diğerine başlamak, adeta bir bağımlılık haline geldi. Deccal’in Hatırı, en sevdiğim Kaymaz eserlerinden biri oldu. Beklentileri karşılamakla kalmıyor, fazlasını sunuyor. Ankara’yı bilenler için nostaljik bir yolculuk, bilmeyenler için ise bir zaman makinesi. Edebiyatseverlere, özellikle farklı ve etkileyici bir okuma deneyimi arayanlara bu kitabı gönül rahatlığıyla öneririm.
Deccal'in HatırıSezgin Kaymaz · İletişim Yayınevi · 2023628 okunma
6/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2025 31. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 15 Mayıs 2025 23:16
Mine Söğüt’ün Başkalarının Tanrısı’nı yeni bitirdim ve hislerim biraz karışık. Kitap, toplumun kıyısında yaşayan, sokakta hayata tutunmaya çalışan insanların hikâyesine odaklanıyor. Bu tema beni cezbetti, çünkü kenarda köşede kalmış hayatları okumak her zaman ilgimi çeker. Yoksulluk, kimsesizlik ve sistemin çelişkileri gibi konuları işleyişi etkileyici, Söğüt’ün bu meseleleri cesurca ele aldığı kesin. Fakat hikâye beni tamamen içine çekemedi. Karakterlerin kurduğu süslü, felsefi cümleler bana pek gerçekçi gelmedi. Sokakta yaşayan insanların böyle bir dil kullanması, hikâyenin samimiyetini benim için biraz gölgeledi. Ayrıca, bazı duyguların ve temaların tekrar tekrar işlenmesi, bir noktadan sonra anlatımın etkisini azalttı gibi geldi. Mine Söğüt’ün üslubu özgün ve güçlü, bu yüzden kitap yine de okunmaya değer. Benim için 10 üzerinden 6’lık bir deneyim oldu, ama farklı bir şeyler arayanlara hitap edebilir. Belki de Mine Söğüt okumaya yanlış kitaptan başladım. Deli Kadın Hikâyeleri ya da Beş Sevim Apartmanı’na bir şans versem iyi olacak gibi.
Başkalarının TanrısıMine Söğüt · Can Yayınları · 20225,1bin okunma