Bora Bilir

Bora Bilir
@Helios_x
evlilikte orta yaş değişimi
Kapsayıcı, “sadakatsizlik” demeyi alışkanlık haline getirdiğimiz şeyin karşısında parçalanmadan, bir olma özleminin içsel bakımdan meşruiyetine inanmaya devam eder ise bir süreliğine öz bölünmeye tahammül etmek zorunda kalacaktır. Bir ayrışma, bölünmeyle değil, daha çok çözünme ile iyileşir. Bir olma için gayret eden tüm güçler, kendi olmaya dair bütün sağlıklı arzular, çözünmeye karşı direnecek ve bu yolla, daha önce hep kendi dışında aradığı bütünleşmenin içsel bir olasılığı olduğunun bilincine varacaktır. Sonra ödülünü bölünmemiş bir özde bulacaktır. Bu, yaşamın ortalarında sıklıkla yaşanan bir şeydir ve bu vesileyle olağanüstü insan doğamız yaşamın ilk yarısından İkincisine öncülük eden bu geçişi güçlendirir. Bu, insanın sadece içgüdüsel doğanın bir aracı olduğu durumdan kendisi olduğu duruma geçtiği bir başkalaşımdır: Doğanın kültüre, içgüdünün ruha dönüşümüdür.
Psikoloji
Bora Bilir
Jung’la geç karşılaştım belki. Ama şimdi anlıyorum ki bazı düşünürler insanın hayatına erken değil, doğru zamanda girer. Hayatın ilk yarısında dışarıya doğru büyürüz; kök salar, yer edinir, bir kimlik inşa ederiz. Başarı, rol, sorumluluk… Bütünlüğü dış dünyanın aynasında ararız. Oysa ikinci yarı başka bir davettir. Gürültüden çekilip içeri doğru derinleşme çağrısı. Jung’un dediği gibi, mesele yükselmek değil, çözünerek yeniden bütünlenmektir. Dışarıda kurduğumuz sert kimlik kabuğu yavaş yavaş incelir. İnsan, rol olmaktan çıkıp öz olmaya yaklaşır. İçgüdünün dili yerini ruhun sesine bırakır. Belki de tam da bu eşikteyim. Kariyerin parıltısının anlamı garanti etmediğini bilerek; ama içimde hala konuşan gölgeyi de inkâr etmeden… Parçalanmadan bir olmanın mümkün olduğuna inanmak istiyorum. Jung burada bir cevap sunmuyor ama daha çok bir yön gösteriyor. Pusulayı dışarıdan içeri çeviriyor. Ve belki hayatın ikinci yarısı, insanın kendine doğru yürümeyi ciddiye aldığı andan itibaren başlıyordur.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅

Bora Bilir

, bir kitap okudu
9/10
·429 syf.··
Beğendi
·
5 günde okudu
·
2025 33. kitabı
Sezgin Kaymaz
8.5/10 · 628 okunma
Bora Bilir
Bu yıl Sezgin Kaymaz ile tanıştım ve geç kalmış olmanın eksikliğini hissettim, ancak bu keşif bir o kadar da ilham verici oldu. Hayatın içinde hâlâ böylesine değerli eserler bulmanın mutluluğu paha biçilemez. Deccal’in Hatırı, 1989 Ankara’sının sokaklarında geçen, mizahla hüznün, gerçekle absürtlüğün ustalıkla harmanlandığı bir roman. Veysel, Zila, Hayri ve Deccal Celâl gibi unutulmaz karakterler, sanki bir Ankara çay ocağında yanınızda oturan gerçek insanlar gibi hissettiriyor. Sezgin Kaymaz’ın dili, sokak kültürünün samimiyetiyle felsefi derinliği birleştiriyor. Roman, aşk, dostluk, insan olmanın karmaşası ve hayatın beklenmedik anları gibi temaları işlerken, özellikle aşk bu eserde biraz daha öne çıkıyor. Marjinal karakterler üzerinden cesurca ve içten işlenen aşk, kalıpların ötesine geçerek okuyucuyu derinden etkiliyor. Zila’nın cesareti, Veysel’in çaresizliği ve Celâl’in “deccal”liği, her biri kendi hikâyesiyle parlıyor ve adeta birer yaşam dersi sunuyor. Mizah, Kaymaz’ın her eserinde olduğu gibi tam kıvamında; ne fazla ne eksik. Temalar tanıdık gelse de, bu tanıdıklık kitabı daha da çekici kılıyor; zaten bu yüzden Kaymaz’ın edebi dünyasından çıkmak istemiyorum. Bir kitabı bitirip diğerine başlamak, adeta bir bağımlılık haline geldi. Deccal’in Hatırı, en sevdiğim Kaymaz eserlerinden biri oldu. Beklentileri karşılamakla kalmıyor, fazlasını sunuyor. Ankara’yı bilenler için nostaljik bir yolculuk, bilmeyenler için ise bir zaman makinesi. Edebiyatseverlere, özellikle farklı ve etkileyici bir okuma deneyimi arayanlara bu kitabı gönül rahatlığıyla öneririm.