Geçiyordum uğradım,” dedim “
sizin bu elin sırrı nedir?”
Üç beş kemik bir avuç toprak dedi:
“Ölüm sır değildir.”
Ay kanadı derken şafak ağardı ağır aksak. Yine bir sabah oluyordu işte günışığını kulunlayarak.
“Geçiyordum uğradım,” dedim; sözüm ağzımda kaldı.
Ben kendimi taşladım kendi tavafımda
Yüzümün derisini yüzdüm
Gördüğüm bir kördüğüm ve yalnız zamanın etrafında
Dolandı şu yüzüm
Ey kendini daha da derine iten kök
Farkında mısın sanki sözüm sana
Masallarımız aynı düşlerimiz bir
Aynı ateşin yaktığı ağıtlardan geliyoruz
Kentin en uzak köşeleri
Hüznün ele verecek seni
Öyle mahzun bakma çocuk
"Devletin ve milletin bekası" zedelenir
Orda aşka yardım ve yataklıktan Sabıkalıdır şiir