Ayrılık vakti gelmişti...
Kaptan Çomora hüzünlü bir veda konuşması yaptı. "Kader arkadaşlarım," dedi...
"Siz Türkleri tanımış olmak, hayatım boyunca taşıyacağım bir şeref ve iftihar vesilesidir, siz Türkleri tanıdığım için bahtiyarım, sizlerde üstün bir ahlak, karakter ve fazilet gördüm, sizler insanlığın övüneceği üstün insanlarsınız, sizler şayanı hürmet bir milletin çocukları olduğunuzu ispat ettiniz, bu gerçeğin şahidiyim, bugün memleketinizin giriştiği mücadele, zaferle sona erecektir, parlak yarınlar sizindir, sizleri sevdiğiniz vatanınıza götüremediğim için çok üzgünüm, sizi en iyi dileklerimle selamlarım."
Ege'de santim santim toprak mücadelesi verilirken...
Saray emlak fermanı çıkardı.
Boğaziçi kıyılarında yabancıların arazi almalarına izin verdi.
Silaha, cephaneye gerek yoktu.
Parayı bastıran, toprağı alıyordu!
İşgal edilen İstanbul'un nüfusu 1 milyon 105 bin kişiydi.
Un yoktu, ekmek sıkıntısı başgöstermişti.
Karaborsa başlamıştı.
Şekerin kilosu 10 kuruştan 250 kuruşa fırlamıştı.
Enflasyon uçuyordu.
Düyun-u Umumiye'nin fiyat endeksine göre, son beş yıl içinde... Yumurta 11 kat, patates 15 kat, kömür 20 kat, soğan 25 kat zamlanmıştı.