Her durum için bir istisna söz konusuydu, üstelik denediği gerçeğinde de bir anlam yatıyordu ve anlam yüklemek her daim mühimdi. Biraz güçlük çekmiş olsa da, geçtiği süreçten keyif almışsa sonucu irdelemeye gerek yoktu ve her şeyden önemlisi Youngju şu anda kitabevini sağlama almak adına çabaladığı bu anları seviyordu. Bu yeterli değil miydi?
"Her biri kendi yalvaran, yaralı bakışının yansımasını görüyor, onu arzu ve bütünlük sanıyordu. Her biri kanadı kırık bir yavru kuştu ve başka bir kanadı kırık kuşa sarılarak uçmaya çabalıyordu. İçlerinde boşluk hisseden insanlar hiçbir zaman bir başka eksik insanla birleşerek iyileşemezler. Tersine, iki kırık kanatlı kuşun eşleşmesi hantal bir uçuşa yol açar. Uçmasına yardıma sabır yetmez; er geç birbirlerinden ayrılmalı ve yaraları ayrı ayrı sanılmalıdır."
O halde evrensel doğaya meydan okumak yerine, dengeyi öğrenmelidir insan. Bunu da ancak aklını kullanarak başarabilir. Düşüncelerini başıboş bırakmadan, güdülerinin peşinde sürüklenmeden, mantığını ve iradesini kullanarak, eylemlerinin içinde kendine ve başkalarına fayda arayarak yapabilir bunu...