Hifa

Elâ da bütün anaların, aynı şeylere kızdıklarını, aynı şeyleri söylediklerini sanıyordu; çünkü doğruydu onlar, gerçekti, kesindi. Bütün çocuklar gibi, anasınca konan yasakların, dünyanın yasakları olduğunu sanıyordu, Tanrı yasakları olduğunu niçin bütün anaların yasakları Tanrı'nın yasakları gibi kesin değil? Değişik yasaklar, değişik aile kızları.
Reklam
Sana kim/sus dedi Kalbim. Dünya bir ateşten top gibi kavruluyorken toprak güneş sıtmasıyla sarsılıyorken burda, orda, öte yanlarda alınterinin öfkeyle fışkıyan şavkı yeryüzünü yeniden biçimliyorken ve depremle sarsılan halkların beyni illizyonizmin büyüsünü bozuyorken seni kim büyülemek istiyor Kalbim. Bildim hiç kuşkusuz su yılanları, yeraltı fareleri ve akbabaların koruyucusu çarpıcıların, kemirgenlerin, leşçilerin şaşırtılmış kolcusu
Giovanni’nin neden beni istediğini, neden beni bu son sığı­nağına getirdiğini anladım. Bu odayı yıkacak, Giovanni’ye yeni bir hayat, daha iyi bir hayat verecektim. Bu hayat olsa olsa kendi hayatım olabilirdi. Giovanni’nin hayatını de­ğiştirebilmesi için de önce Giovanni’nin odasının bir par­çası olmalıydım.
Hayat denizin altında geçer gibiydi o odada. Üstü­müzden kayıp giden zamanla bir ilişiğimiz kalmamıştı. Saatlerin, günlerin bir anlamı kalmamıştı. Beraber yaşadı­ğımız hayat ilk başta bize hergün yenilenen bir neş’e ve şaşkınlık getirdi. Neş’enin altında ıstırap, şaşkınlığın altında korku gizliydi.