O, ihtimal şu anda pencerenin önünde, bir bir hareketlerimi izliyor, böyle arkadan gözetlendiğini bilmekse insanı çileden çıkarıyordu. Elimden geldiği kadar dik yürümeye çalışıyordum. Bacaklarımda seğirtiler başlamıştı, zorla güzelleştirmek istediğim için sendeler gibiydi yürüyüşüm. Sakin, kayıtsız görüneyim diye kollarımı gelişigüzel sallıyor, yola tükürüyor, burnumu havaya kaldırıyordum; hepsi boşunaydı fakat. Peşimi bırakmayan gözleri hep ensemde hissediyor, vücudumdan soğuk ürpertiler geçtiğini duyuyordum. Derken ara sokaklardan birine saparak kurtardım kendimi...
‘’ Tanrı düşüncesine takılmıştı zihnim tekrar. Ben kendime bir iş ararken, Tanrı’nın her seferinde yolunu kesmesini, istediğim tek şey günlük ekmeğim olduğu halde her şeyi mahvetmesini asla bağışlayamıyordum… Kanepede oturmuş bütün bunları düşünüyor, sürüp giden eziyetleri yüzünden Tanrı’ya gittikçe daha çok hırslanıyordum. Istırap çektirmekle, karşıma engel üstüne engel çıkarmakla, beni kendisine yaklaştıracağını, yola getireceğini sanıyorsa aldanıyordu; bunu ona temin edebilirdim. İnadı karşısında ağlamaklı, başımı göğe kaldırarak bunu ona, sessizce, ilk ve son defa söyledim.’’
İster sevgili,ister dost olsun
Ayrılmak saati gelip çattı mı,sakın gizleme
Sen omuzdan kesilmiş bir çaresiz kolsun.
Eskiye de boş ver onu da eşeleme
Ne iyiydik’ler,yine görüşürüz’ler
Dikenli tel gibi takılmasın boğazına.
Biliyorsun bu sözler inandırıcı değiller.
Çoğaltmadan katlan acının en azına
Bekleme aracın kalkmasını,ayrılıklar götürü.
Karış telâşlı bir kalabalığın içine
Yürü ardına bakmadan,durmadan yürü
Yeni aşkların,yeni dostlukların geleceğine.
Alıştır kendini her şey biter ve gömülür..