Daha önce pek fazla okumuyordum. Kitaplar evimizde pek fazla görülmezdi. Ekmeğin daha önemli olduğu düşünülürdü. Karnımızı doyurmak zihnimizi doyurmaktan daha önemli bir işti.
Artık etrafımda çok sayıda sakat değil; güçlü sağlıklı, normal bireylerden oluşan -bilinçsizce kendimi bir kukla gibi hissetmeme neden olsalar da ailem vardı. Kısa bir süre özgür kaldıktan sonra tekrar kafesine kapatılan bir kuş gibiydim.
Ben onun çocuğu ve dolayısıla ile bu evin bir parçasıydım. Büyüdüğümde ne kadar anlayışı kıt ve aciz olsam da, bana da diğerlerine davrandığı gibi davranma ve misafirlerin önünde kendisinden asla söz edilmeyen arka odadaki "yaratık" olmayacağım konusunda kararlıydı.