Dostoyevski'nin dilinin naifligini, zarifligini ve belki de yaşadığı dönemin ona kattıklarını seviyorum. Bu eserin de bir " hayalperest" in yaşadığı 4 günlük aşk ile geçen bir hayal kırıklığını ele almış fakat yine de bu bizim "hayalperest"imiz için asla bir hayal kırıklığı değil, çünkü o gerçekten 27 senelik ömrünü bu 4 günü hayal ederek geçirmiş ve sonunda 4 gün de olsa yaşadığı için minnettar. Fakat yine de kitabın sonunda "Ah Tanrım, bu kadarcık mutluluk bütün bir ömür için çok az değil mi ?" diye de dünyanın en haklı serzenişinde bulunuyor. Umarım bundan sonra hayatının geri kalanında, kalan ömrünü gerçekten hakettiğin hayallerinde ki kadar zarif ve naiflikte ki insanı bulmuş, tüm ömrünün boşa geçtiğini bir daha düşünmeden yaşamışsındır sevgili "hayalperest".