Yazarın okuduğum ilk kitabı ve nedense başlamadan önce ağır bir kitap olacağını düşündüm. Daha doğrusu kesin bu kitap akmaz dedim ki çok yanılmışım. Başta virgüller ve büyük küçük harf kullanımıyla konuşmalar yan yana akınca bir şaşırdım ama sonra buna hayran oldum. İşte virgül böyle kullanılır!
Her kitap okuduğumuzda tabikide hayal ederiz ama ben bu kitabı okurken film izliyormuşum gibi hissettim. İçerdiği mesajlar ve yapılan muhakemelere değinmiycem çünkü üzerine saatlerce konuşulmalı bence.
KörlükJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2022132,2bin okunma
--SPOILER--
Konu kitabin arka kapağında da yazdığı gibi “kadın ve edebiyat”. Yazar tarih de geçmiş den günümüze kadının toplumdaki yeri rolü nasıl bir hayat yaşadığı nelere sahip olabildiği nasıl muamele gördüğünü tartışarak incelemiş. Yazarın değindiği ilginç detaylardan biri; kadının bu kadar erkekler tarafından ezilmesine, hor görülmesine ve erkek den düşük seviyede görülüp us olarak yetersiz bulunmasına rağmen, kadınlar hakkında (yetersizliklerini anlatan) bu denli yayın olması ve bu yayın yazarlarının çoğunlukla öfkeli olması. Sevgili Virginia’nın kafasına takılanda bu öfke oldu. Madem kendini üstün ve güçlü görüyorsan neden bu öfke.
Diğer bir konuda yazarın “Bizler kadar düşünme yeteneğiniz olduğunu ileri sürüyorsunuz. Madem öyle, neden Shakespeare gibi bir deha çıkaramadınız?” sorusuna verdiği yanıt. Bu soruyu okurken içimi öfke kapladı. Takip eden satırlarda yazarın böylesi bir fikri alıp yerden yere vuracağını duşundum ve öylede yapmasını istedim ancak sevgili Virginia farklı bir bakış açısından yaklaştı. Shakespeare dönemindeki kadınların nasıl yaşadığı, toplumun kadına bakış açısını ve başka birçok şeyi de değerlendirerek daha mantıklı bir sonuca ulaştı.
Yazar kitabın başından sonuna kadınların yazması gerektiğini, yazmak içinde yaşam sıkıntısı çekmemek gerektiğini, ortaya ölümsüz bir eser çıkarmak için zihnin sakin ve düzenli olması gerektiğini savunuyor. Bu yüzden kendinize bir odanız (neden oda diye sorarsanız, eskiden kadınların hiçbir şeye sahip olamadığı, yazı yazmak içinde ortak kullanım alanı olan oturma odalarında yazdığını da anlatıyor yazar) olmalı diyor. Ancak yazar düşüncelerini savunurken kadınları pohpohlayarak iyisin, akıllısın, yaparsın tarzında değil de daha çok kadınlar hakkında söylenmiş ve yazılmış en ezici ve kamçılayıcı sözlerle
Nikola Tesla’nın hayatına dair pek bir şey bilmeden okumaya başladım. İçerik olarak merak uyandırıcı bilgiler var ama kitap bir türlü akmadı, beni sürüklemedi.
Ekonomide oynanan buyuk oyunu, silahlari fuzeleri depolarda saklayarak ulkeleri mantik cercevesinde gozuken tablolarla (ancak asla gerceklesmeyecek rakamlarla) nasil kendilerine borclandirip kendi somurgeleri haline getirdigini anlatan bir kitap. Benim gozlerimi acti. Yazar burda bu anlatilan olayin basini cekiyor. Ulkelere sunulan raporlari hazirlayan kisi. Kitabi yazip yayimlamasi buyuk cesaret zaten kendiside belirtmis ne tehditler ve zorluklarla karsilastigini. Kitabi okuduguma mutlu oldum, bana cok sey kattigini dusunuyorum. Ancak yazarin hafif duygu somurusu seklinde vicdan azabiyla harmanlayip kendi sucunu hafifletmeye calismasi beni rahatsiz etti.