Dört elle sarıldığımız birçok kıymetlerin;uğrunda sahici bir insan gibi kalbimiz ve kafamızla yaşamayı feda ettiğimiz binlerce sözde mühim şeylerin ne kadar kolay fırlatılıp atılabileceğini bana öğreten Yusuf!Benden de sana selam olsun...
O zamanlar pavyon da memleket gibi sütlimanmış,gençler birbirlerini sokaklarda kurşunlamaz,öperler,bayramlarda birbirlerine bomba değil şekerli paket yollarlarmış.
Hâlâ düşünürüm:Hafızamızın,biz yaşlandıkça fazla yük taşımak istemeyen huysuz bir yük hayvanı gibi attığı ağırlıklar en sevmediği yükler midir,en ağırları mı,yoksa en kolay düşenler mi?
Bana kalırsa,akıllı bir koca,karısına selam söyleyen bütün erkeklerin selamını unutmalıdır.Çünkü ne olur ne olmaz.Hele karınız ev kadınıysa:Çarşı pazarda gördüğü bakkalla çakkalın ve akraba çevresinin dışında,ev kadını denen talihsiz kişi zaten o bıkırıcı kocasından başka erkek de görmez hayatında.O zaman biri ona selam söylerse düşünür o ince kişiyi,buna vakti de olur.Gerçekten de incedir ya bu kişiler. Eskiden böyle bir gelenek mi vardı Allah aşkına?ince kişiler olsa olsa kimliksiz belirsiz bir hareme saygı yollardı o güzel eski zamanlarda.Eski tramvaylar daha iyiydi.