Hilal Aslan

Hilal Aslan
@Hilaslan
Ne bir dost, ne bir sevgili, dünyadan uzak bir deli...
Ankara
15 Haziran
163 okur puanı
Temmuz 2017 tarihinde katıldı
6/10
·324 syf.··
2021 8. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 05 Temmuz 2021 18:13
Körlük kitabını okuduktan hemen sonra yine aynı beklentilerle okumaya başladığım Görmek, beklentimi çok üst düzeyde tutmam sebebiyle maalesef haftalarca elimde süründü. Saramago’nun tarzı olan virgüller ile diyalogların yazımı, kimin konuştuğunu anlayamama sebep olduğundan bazı cümleleri tekrar tekrar okumak zorunda kaldım. Körlük kadar akıcı olmadığı için de açıkçası okumakta oldukça zorlandığım bir kitap oldu. Ancak kitabı okumaya bir süre ara verip, tekrar şans verdiğimde Körlük’te aldığım hazzı sonunda yakaladım. Naçizane bir tavsiye verecek olursam da bana göre bu kitabı, körlüğün devamı niteliğinde düşünmeden, beklentiye girmeden yani körlükten bağımsız bir kitapmış gibi düşünerek okumalısınız. Nedeni ise ilk kitaptaki kahramanlarla ancak kitabın sonlarına doğru buluşuyor olmamızdır. Şimdi gelelim Görmek’te ele alınan konuya, olay, körlük salgınının 4 yıl sonrasında yaşanan başka bir beyaz salgındır. Yapılan bir seçimde kullanılan oyların %80’inin boş oy olmasından dolayı devlet yöneticilerinin içine düştükleri panik, eksiksiz bir biçimde okuyucuya yansıtılmıştır. Tüm bunların sorumluları aranırken ise siyasette yapılan büyük hataların ve kirli oyunların sonucunun, masum insanların hayatını nasıl etkilediği gözler önüne serilmiştir. Beklentilerim her ne kadar farklı yönde olsa da kitabın sonunda gerçek anlamda ters köşe oldum. Hatta keşke böyle bitmeseydi diye de çokça üzüldüm. İlk kitapta da bahsi geçtiği gibi gerçek körlük, aslında umudun tükendiği bir dünyada yaşamaktı. Ve bu umudu, gördüğü halde görmeyen körler, çoktan tüketti.
GörmekJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 202222,8bin okunma
Reklam
Puan vermedi·148 syf.··
2021 1. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 13 Ocak 2021 03:42
Virginia Woolf’un hayatına dair hiçbir şey bilmezken yalnızca kitabın önsözünden okumuş olduğum -gözyaşları ile- bu yaşam öyküsü beni derinden etkiledi. Yaşadığı türlü kayıplardan sonra neredeyse tüm hayatı yaşadığı bunalımlarla mücadele etmekle geçmiş ve en sonunda eteklerine doldurduğu taşlarla kendi ölümüne yürümüştür. Ardında, elliden fazla dile çevrilen eserlerini ve eşi Leonard Woolf’a yazdığı veda mektubunu bırakmıştır. Bu dünyadan geçen böylesine güçlü bir kadının, yine cesaret isteyen bir girişimle ölüme yürümesinden hemen önce yazdığı son satırları olan bu mektubunu da buraya iliştirmek istiyor ve Virginia Woolf’u saygıyla anıyorum! "Sevgilim, yine çıldırmak üzere olduğumu hissediyorum. Yaşadığım o korkunç anlara geri dönemem artık. Ve ben bu kez iyileşemeyeceğim. Sesler duymaya başladım. Odaklanamıyorum. Bu yüzden yapılacak en iyi şey olarak gördüğüm şeyi yapıyorum. Sen bana olabilecek en büyük mutluluğu verdin. Benim için her şey oldun. Bu korkunç hastalık beni bulmadan önce birlikte bizim kadar mutlu olabilecek iki insan daha düşünemezdim. Artık savaşacak gücüm kalmadı. Hayatını mahvettiğimin farkındayım ve ben olmazsam, rahatça çalışabileceğini de biliyorum. Bunu sen de göreceksin. Görüyorsun ya, bunu düzgün yazmayı bile beceremiyorum. Söylemek istediğim şey şu ki, yaşadığım tüm mutluluğu sana borçluyum. Bana karşı daima sabırlı ve çok iyiydin. Demek istediğim, bunları herkes biliyor. Eğer biri beni kurtarabilseydi, o kişi sen olurdun. Artık benim için her şey bitti. Sadece sana bir iyilik yapabilirim. Hayatını daha fazla mahvedemem. Bizim kadar mutlu olabilecek iki insan daha düşünemiyorum." Kendine Ait Bir Oda, edebiyat dünyasının feminist bir makalesi olarak adlandırılarak kadın hareketinin elinden düşürmediği önemli kitaplardan biri olmayı
Kendine Ait Bir OdaVirginia Woolf · Karbon Yayınları · 201948,1bin okunma
Puan vermedi·144 syf.··
2020 15. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 21 Aralık 2020 22:47
Genç Werther’in Acıları, uzun zamandır okumak istediğim ancak bir türlü fırsat bulup okuyamadığım bir kitaptı. Daha öncesinde Halid Ziya Uşaklıgil’den Bir Ölünün Defteri’ni okumuş olduğum için bu kitabın konusuna da çok yabancı sayılmıyordum. Ancak şunu da belirtmeliyim ki her iki kitap birbirinden izler taşısa da hikayeleri, okuyucuyu farklı biçimlerde yaralayan bir etkiye sahipti. Sizlere tavsiyem, kesinlikle benim yaptığım gibi yoğun bir zamanınızda okumamanız olacaktır. Kitap tek kelimeyle muhteşem ve son derece akıcı ancak o kadar az elime alabildim ve bölük bölük okudum ki, kitaptan aldığım haz haliyle minimumda kaldı. İlerleyen zamanlarda kesinlikle tekrar dönüp okuyarak, bu hatamı telafi edeceğimi düşünüyorum. Bu kitap hakkında beni şaşırtan ilginç bilgilerden biri de Goethe’nin böyle bir kitabı yalnızca 2 haftada yazması ve bu kitabın, onun ilk eseri olmasıdır. İlk çıktığı dönemlerde, insanları intihara kadar sürükleyen ve okunması bir süre yasaklanan bu eser, yer yer benim de kendimi bulduğum hikayesiyle, imgelemeleriyle ve ana karakterin yaşadığı ruhsal sıkıntılarının, bizlere son derece kusursuz bir şekilde aktarılmasıyla beraber, favori kitaplarımın arasında yerini aldı. Herkese keyifli okumalar dilerim!
Genç Werther'in AcılarıJohann Wolfgang Von Goethe · Karbon kitaplar · 2019149,9bin okunma
Puan vermedi·101 syf.··
2020 13. kitabı
·
11 saatte okudu
·
Okunma: 01 Aralık 2020 23:20
Pablo Neruda’yı keşfette dolaşırken karşıma çıkan bir alıntısı ile okumaya karar verdim. Kalemi güzel edebiyatçıları her zaman çok benimsemişimdir ve benim için Pablo Neruda bunu tek bir cümlesiyle başarmış kişidir. Yirmi Aşk Şiiri ve Umutsuz Bir Şarkı onun ilk eserleri arasında yer alıp 20 yaşındayken yazdığı şiirlerden oluşmaktadır. Kitapta minik ve hoş çizimlere de yer verilmiştir. Küçük yaşta büyük acılarla tanışan kişilerin daha o yaşlarda olgunlaştıklarına inanırım. Pablo Neruda’nın bu şiirleri çok genç yaşta yazmış olması ama bunların onu asla acemi göstermemesinin nedeni de bana göre, küçük yaşta olgunlaşmasından ileri gelmektedir. Kitapla ilgili düşüncelerime gelecek olursam, çok büyük beklentilerle okuduğum için tatmin olma düzeyim bu durumla biraz ters orantılı oldu. Ancak yine de yüreğe dokunan, o müthiş imgelemelerine tanıklık ettim. Arasında çok beğendiğim şiirleri de oldu ve her şeye rağmen bol bol alıntı yaptığım bir kitaptı. Son olarak ise beni bu kitapla tanıştıran ve bir o kadar da etkileyen o güzel alıntıyı da buraya eklemek istiyorum. “Bu hiç olmayan şey öyle apansız geldi ki, hep kalakaldım orada bilmeden ve kimse beni bilmeden, bir koltuğun altına saklanmışım. Geceleyin yolumu yitirmişim gibi.” Neruda’yla diğer kitaplarında da buluşmak dileğiyle...
Yirmi Aşk Şiiri ve Umutsuz Bir ŞarkıPablo Neruda · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20192,055 okunma
Puan vermedi·168 syf.··
2018 4. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 03 Nisan 2018 23:00
Osmanlı Dönemi'ni konu alan kitapta adı geçmeyen yüzyıl 17.yy. Devrin Padişahı ise İbrahim, nam-ı diğer "Deli İbrahim" küçüklüğünde ağabeylerinin boğduruluşunu gözleriyle görmüş, aralarında bir tek kurtulan sözde şanslı olan bir padişah. Habeşistan'dan alınarak hadım edilen Haremağası Süleyman'ın yaşadıklarını ve padişahına olan bağlılığını anlatan aynı zamanda, kendi hırsları için oğlunu zindana kapattırıp, torununu öldürmek isteyen Valide Sultan ve 19 kardeşini taht uğruna boğdurtan eski Padişah konu alınıyor. Tarihi bir roman gibi gözükse de aslında insan psikolojisinin, güç karşısındaki değişimini esas alan ve Livaneli'nin yayımlanan ilk romanıdır. İktidar sahibi bir padişahın bu gücü elde etmeden önce, elde ettiğinde ve bu güç elinden alınıp bir zindana kapatıldığında içinde bulunduğu durumlar çok güzel gözler önüne serilirken bir yandan da anlatıcı haremağasının da değişen bu durumlar karşısında padişahına karşı değişmekte olan hisleri çok iyi anlatılmış. Çocukken kardeşlerinin boğularak öldürülmesine tanık olan padişah, yıllarını bir hücrede ölüm korkusuyla yaşayarak geçirirken, tahttaki ağabeyinin ölümü üzerine tahta çıkarılmış ve yine bir entrika sonucu tahttan indirilip bir zindana kapatılmıştır. Padişahlığının ilk yıllarında ise taht ile alakası olmamış zaman geçtikçe de önüne kim gelirse ya öldürtmüş ya derisini yüzdürtmüş ya da asıp şehrin ortasına insanlara ibretlik koydurtarak halkının onun emirlerine itaat etmelerini sağlamıştır. Padişahına son derece saygılı olan ve derin bir sevgi besleyen haremağasının ise padişahın zindana sevdiceği Gülbeden ile konulmasıyla birlikte bu duygularının yerini büyük bir kızgınlık alıyor. Hadım edilse bile duygularından, zevklerinden vazgeçmemiş bir haremağası olduğunu okuyucuya açık bir dille ifade ediyor. Valide
Edebiyat
Engereğin GözüZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 201924,7bin okunma
Reklam