Ah, ben hayvanları çok severim.Bütün canlı mahlukları, hayatı, güzelliği, saadeti severim.Bahtiyar bir köpek bile benim içimi sevinçle dolduruyor.Ben karanlık şeylerden bahsetmek için dünyaya gelmemişim.İçim tatlı, sıcak, neşeli şeyler anlatmak isteğiyle yanıyor.
Gözümde tütün ne şehirler, ne insanlar, ne de kırlar ve ormanlardı. Açık denizleri,etrafında duvar olmayan, uçsuz bucaksız yerleri arıyordum. Ama ruhumuz böyle gökyüzlerinde uçup dururken birdenbire yere inip insan küçüklüğü ile karşılaşmak ne tuhaf oluyor.
Bugün bir resim yapmaya karar vermişti, bir şeyler bulmalıydı. Ama öyle rastgele bir şey değil. Aslında çirkin ve iğrenç de olsa, güzelleştirebileceği bir şey... Çünkü sanat, yeryüzünde ve insanların içinde olup bitenleri, çöplükle sarayı aynı hakikatten uzak ve güzelleştirici örtüye bürüyen ay ışığı gibi, tatlı bir yalan bulutunun arkasından göstermeye mecburdu, sanat eserinden faydalanabilecek durumda olanlar, her şeyden önce avunmak, oyalanmak istiyorlardı.