Kubilay Atmaca

Kubilay Atmaca
@Hindbrain
Sırt Çantalı Ex nihilo nihil fit, et in nihilum nihil potest reverti.
Puan vermedi·248 syf.·
2021 3. kitabı
Ben zannediyorum ki artık Erasmus'un Deliliğe Övgüsü bu çağda işe yaramayacak, uygulanamayacak boyutta kaldı. Bedenlerimiz dışında ruhumuzu bile yönlendiren muhayyilemizi bile dile getirmekte zorluk çektiğimiz hatta getiremediğimiz denetim toplumları (tabiatta özgürce dolaşmak, sevişmek, hunharca saçmalamak bir yana kalsın) kendi ikametgah ettiğimiz alanda bile özgür, delice olmamızı engel olacak boyutta bizi gözetim altına almış bulunmakta... Bu beş para etmez, üç günlük dünyanın kahrını bilmem 16.yy da yazdığı deliliğe övgü kitabı ile bulunduğumuz bu inorganikleşmiş, safi döngüsünü kaybetmekte olan çağ'ın negatif betimlemesi ile iyi bir yapıt bıraktığı apaçık ortadadır. O zamanların başucu kitabı değerine sahip olan bu fevkalade eser, bu zamanın okuyup sadece gülmelik seviyesine indiren, deliliğe doğacak zevklerimizi kurutan, değersizleştiren disiplin toplumunun kar gütmek amaçlı durmak bilmeksizin, makineleşmiş bir otomat bilincinde (güneşten fazla mesai yapan) çalışan, deyim yerindeyse başka bir çağda görülmemiş nadide performans sanatçıları Erasmusun bu delilik duygusunu yaşatmaya çok uzak. Deliliğin 16.yy da mevki delinin gönlüne göre her yer iken bu çağda artık hapishaneler ve akıl hastaneleri üstlenmektedir. Deliliğin yegâne özünü yaşamak şöyle dursun hayali bile ızdırap vermekte. Bunun sağlayan ve yaşatmayan şey hiç çekinmeden söyleyebilirim ki kati surette disiplin ve denetim toplumlarıdır. Eser üzerine daha çok fazla şey söylenir tabii ki, farklı literatürde incelemelerde yapılır lakin benim organik deli olmam yönündeki düşüncelerimi acizane olacak seviyede belirtmek ve yaşadığım koşullardaki engellerden bahsetmek istedim.
Felsefe
Deliliğe ÖvgüDesiderius Erasmus · Tutku Yayınları · 201315,2bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Acımasız Johanna Schopenhauer
Puan vermedi·80 syf.·
2020 29. kitabı
Annesinin babasına çektirdiği zalimlikten tutup kadınlar üzerinde evrensel bir dil oluşturan fakat, bu dili oluşturduktan sonra tikel anlamda kalmayıp genel anlamda yaptığı analitik aşamadaki tenkitindeki basiretli görüşü ile haklı olan bir üstadın, dahinin bağırışıdır.
Felsefe
Aşka ve Kadınlara Dair (Aşkın Metafiziği)Arthur Schopenhauer · Say Yayınları · 202016,8bin okunma
Puan vermedi·236 syf.·
2020 34. kitabı
Bazı bölümler hariç kitabın içeriğini pek inandırıcı gelmediği için beğenmedim. Okült, Cadıcılık, Karabüyü gibi konular bahseden ya da uyduran kişilere ait dökümanlar olduğu için istediği kadar anlam yüklenebiliniyor ve abartılabilme potansiyeline sahip oluyor. Kitap içeriğindeki bahsedilen bazı kişiler, olaylar ile ilgili açık, net anlaşılabilir durumlar dikkat çekici ve bilgilendirici konumunda...
Okült, Cadıcılık, Karabüyü, Satanizm, Rock N Roll, LSDUP XIV / Underground Poetix XIV Dergisi · Sub Basım Yayım · 201719 okunma
Puan vermedi·64 syf.·
2020 3. kitabı
Ölümden sonra yok olup giden şeyin istem değil ; öznel düşüncenin, zihnin, muhayyilemizin uçup gideceği kalıcı olan şeyin sadece istem olduğunu vurguluyor. Schopenhauer Yaşama irademizin, yaşama istemimizin bunlardan ayrı olarak çalıştığını ve kalıcı olacağını çoğu kez vurguluyor. Ölümün bütün bilgilerden bağımsız olduğunu, bağımsız olmayan şeyin "yaşama istemi" olduğunu örneklerede başvurarak açıklayıcı bir şekilde anlatıyor. Kitabın adında geçen "Ölüm ile ilişkili olan yok edilemeyecek olan (İÇSEL DOĞAMIZIN) kitabı okumaya başladıktan sonra ya da bitirdikten sonra yok edilemeyecek şeyin yaşama iradesine sebep olan istemlerin olduğunu açık bir şekilde anlayabildim. Bu kitaptan sevdiğim birkaç bölümü, alıntıyı şöyle bırakayım : Ben doğmadan önce sonsuz bir zaman süresi akıp gitti; bütün nu zaman süresince ben neydim? Metafiziksel yönden verilecek cevap muhtemelen şu olabilir: Ben daima bendim; yani bütün bu zaman boyunca ben diyen herkes, sadece bendi. Fakat şimdi buradan bizim şu anki tamamıyla "ampirik" bakış açımıza dönelim ve benim hiç var olmadığımı var sayalım. Fakat o zaman da kendimi son derece alışagelmiş ve gerçekten hayli rahatlatıcı bir biçimde henüz var olmadığım sınırsız zamanı düşünerek ölümümden sonraki artık var olmayacağım sonsuz zaman için teselli edebilirim. Zira benim olmadığım "a parte post" (hayattan sonta) sonsuzluk, benim olmadığım "a parte ante" (hayattan önce) sonsuzluktan daha korku verici olamaz ki... Bunun nedeni de ikisini, araya giren ve adına geçici hayat düşü denilen şeyden başka hiçbir şeyin birbirinden ayıramayacak olmasıdır. ¶¶¶¶¶¶¶ Yeni doğan her varlık, yeni bir var oluşa, taze ve neşeli olarak başlar ve o yaşamı kendisine verilmiş bir hediye olarak kullanır fakat hiçbir şey karşılıksız olarak verilmez ve verilemez. Onun taze
Felsefe
Ölüm ve İçsel Doğamızın Yok Edilemezliği ile Olan İlişkisiArthur Schopenhauer · Oda Yayınları · 2014300 okunma
Puan vermedi·144 syf.·
2020 3. kitabı
- Bu kitabı ya da Arthur Schopenhauer 'ın bazı kitaplarını okumaya başlamadan önce Schopenhauer'ın felsefe Dünyasını, felsefe anlayışınıdan bihaber olmamak gerekir. - Özellikle bu kitap için "Mutluluk ile dolu olan, mutsuz olduğunda neden mutsuz olduğunun nedenini değilde tekrar mutluluğu yakalamak için çaba sarf eden, sevgi diye çığlıklar atıp Dünya'nın çok eğlenceli ve keyifli bir yer olduğunu düşünen üstüne üstelik her menfiliğe karşı bunları dile getirip savunan kişiler hayatın olumsuzluklarını açık bir şekilde gözardı eden kişiler" özellikle bu kitap ve Schopenhauer dan uzak durabilirler. - Kitabı okumaya başlayan kişilerin yarıda ya da daha ilk başlarda kitabı bırakmaması için "sefih, gününü gün eden, diğer satırda vurguladığım gibi mutluluğa aşık olan durmadan sevgi pıtırcıkları saçmaya çalışan insanlar bu filozofa yaklaşmasınlar. - Alaycı, ciddiye almayan ve ciddi olamayanlar, vurdumduymaz, cıvık cıvık olan kişilerde uzak dursunlar. Bu kitaptan özellikle sevdiğim bir bölümü, alıntıyı şöyle bırakayım : Yeryüzündeki toplam sefalet ve ıstırabı, hasılı üzerine güneşin doğduğu, yolunu açarak aydınlattığı her türden acıyı elimizden geldiği kadar zihnimizde canlandırmaya çalışırsak, keşke güneş yeryüzünde ancak aydaki kadar hayat emaresi vücuda getirebilseydi, daha fazlası mümkün olmasaydı ve dünya yüzeyi tıpkı ay yüzeyi gibi kristalimsi bir durumda kalsaydı, böylesi çok daha iyi olurdu demekten başkası gelmez elimizden. Keza hayatımızı hiçliğin mutlu sükûneti içinde, boş yere bu sükûneti bozan bir olay olarak da görebiliriz.Her halükârda her şey bizim tahammül edebileceğimiz kadar yolunda gitse bile, ne kadar uzun yaşarsak o kadar açık biçim de farkına varırız ki genel olarak hayat a dısappointment , nay, a cheattir; bir başka söyleyişle, büyük bir şaşırtmaca,
Felsefe
Hayatın AnlamıArthur Schopenhauer · Say Yayınları · 20103,843 okunma