Yazmanın en kötü yanı, hayatınızı klavye başında harcadığınız korkusudur. Ölmek üzereyken, sadece kâğıt üzerinde yaşadığınızı fark edeceğiniz fikridir. Yegâne maceralarınız hayal ürünüdür. Dünya savaşıp, sevişirken siz karanlık bir odada oturmuş, mastürbasyon yapıp para kazanmışsınızdır.
unutulmazfilmler.pw/the-dreamers-du...
Bu film sadece sadece 1969 olayları sırasındaki 3 gencin hikayesini anlatmıyor. Bu film Sade'nin Yatak Odasında Felsefesine de değiniyor, film'deki iki kardeş faşizm'i devlet ve iktidar vehçeli yorumlarken, Matthew ise liberal bir yaklaşım ile iyi ve kötü kavramların Buda'cı bir ruh yahut anlayış ile kalbimizde doğduğunu söylüyor.
Kendimi hep yanlış şeylere hasretmiştim: içmeyi seviyordum, tembeldim, bir tanrım, siyasetim, fikirlerim, idallerim yoktu. Hiçliğe tezgâh kurmuştum; bir çeşit varolmama, ve bunu kabullenmiştim. Bütün bunlardan da ilginç bir kişi çıkmıyordu ortaya. İlginç olmak gibi bir derdim de yoktu, çok zordu bu. Gerçekten istediğim içinde yaşanacak yumuşak ve belirsiz bir yer ve rahat bırakılmaktı. Diğer taraftan, kafayı bulunca bağırıyor, deliriyor, kontrolden çıkıyordum. Bir davranışım diğerine uymuyordu. Hiç takmıyordum.
"Aşk ruhsal yüklemeyi kaldırabilenler için ancak. Üzerine doğru gelen sidik nehrine karşı sırtında ağzına kadar dolu bir çöp bidonunu taşımaya çalışmak gibi bir şey aşk."