Yeni güne uyanan insan için, kainatta, kendisi de yeniden yaratılmıştır. Eski zaafları, eksiklikleri, ihmalleri bugün yokluktadır. Muhtemel zaaflar, eksiklikler ve ihmaller de bugün yokluktadır. Yaratılmamış bu şeylerin zihniyle yeniden üretmeye çalışmamalıdır. Allahın onu eski haliyle yeniden yaratmamış olmasını kendisi için fırsata çevirmelidir. Allah insana eski halinden her gün yeniden kurtarıyorken, o Çağlayanlara her seferinde yeniden kaptırmamalıdır kendini. İnsanın önünde bembeyaz bir sayfa vardır, adı; bugündür. Gün insanın misafiridir. Misafiri gelmeden önce veya o gittikten sonra ikramda bulunmanın bir anlamı olmadığı gibi, geçmiş ve geleceğin psikolojik zorluklarına bugünün iradesiyle karşı koymaya çalışmak anlamsız bir tutumdur.
Dolapta duran ilacın insanı şifa verememesi gibi, eylemde bulunmaksızın, akıp giden yaşam yaşama uygulamaksızın, hiçbir fikir ve düşünce de, inanç sayılmamalıdır.
Karşılığı büyük, üstelik zorluğu az; boşa gidecek vakti değerli ve kalıcı kılan, yüksek bir karşılıklı kıymetlendiren ; zamana değer ve anlam katan, onu eriyip gitmekten kurtarıp ebedileştiren ibadetlerde gevşeklik göstermek yerine, heyecan duymalı değil midir ahiretin varlığına gerçekten inanmış olan insan?
Bütün güç ve kapasitesiyle dünya yaşamını kurmayı, nefsini ve başkalarını memnun etmeyi hedefleyen insanın, Allah’ı kendisinden hoşnut etmeyi takati kalmayacaktır.
Kulak duymaktan lezzet alır, duymamak kulağın azabıdır. Kulağın hem lezzeti hem de görevidir duymak. Gözün hem ücreti, hem de görevidir görmek. Her görev aynı zamanda bir ücret olduğu için, hayat içerisinde insana biçilen ibadetler de aslında onun latifelerin, iç hayatının mutluluk kaynağıdır. İbadet bir karşılık için yapılmaz; çünkü onun kendisi bir karışıktır. Var olmamızın, hayatta olmamızın, etrafımızın bir çok nimetlerle sarılı olmasının teşekkür mahiyetinde küçük bir karşılığıdır.