Ne çok okunacak kitap var. Hergün listeye bir yenisi daha ekleniyor. Bazen ömrüm yetmeyecek diye düşünüyorum ve beklemenin anlamı yok diyorum. Bu sitenin bana kazandırdığı en güzel şey, dostlukların yanında, yeni kitaplar keşfetmek oldu. Unuttuğum, okumadığım, rafa kaldırdığım kitaplar. Evet işte onlardan biri daha.
Yıllardır ara verdiğim Aziz Nesin'e Bir Sürgünün Anıları ile tekrar kavuştum. Sonra ne mi oldu? Kitaplığımda yıllardır okunmayı bekleyen anılarını yazdığı Aziz Nesin'in Anıları: Böyle Gelmiş Böyle Gitmez adlı serisini alıp sayfalarını karıştırınca beklemenin bir anlamı yok dedim. Şimdilerde tek kitap haline getirilen anılar.
Aziz Nesin, on iki yaşına kadar olan anılarını Yol adlı kitabında toplamış. Kitabı okurken, böyle bir duyguyu nasıl anlatabilirim diye düşündüm hep. Hala da öyle düşünüyorum. Kitapta yaşanan duyguların sadece yüzde birini anlatabilirim size. Benim anlatacaklarım çok yüzeysel kalacak biliyorum. Ben sadece size Aziz Nesin'in çocukluğu hakkında bilgi verebilirim, ama yaşanan duyguları asla anlatamam. Ancak okuyunca etkisini hissedebilirsiniz.
Öyle bir çocuk nasıl olabilir diyorum okudukça. Nasıl bir çocuk yaşadıkları altında bu kadar ezilebilir. Nasıl bir çocuk yaşadıklarını hep içinde taşır, kimse üzülmesin diye duygularını dışa vurmaz. Nasıl bir çocuk hep başkalarını düşünür, onlar üzülmesin diye kendi üzülür. O kişi Nusret'se mümkün. Çocukluğunu hiç yaşamamış Nusret. Hemen büyümüş ama hep çocuk kalmış Nusret. Özlemlerini hep içinde yaşamış Nusret.
"Hiç çocuk arkadaşım yok, hiç oyuncağım yok, oyunum yok. Hep büyüklerin arasındayım."
(s.112)
İlk bayramlığını giydiğinde kendini bir anda çocukların hışmından kurtaramayan ve çamurların içinde bulan Nusret. Entarinin dışında ilk defa giydiği bayramlık hevesini alamadan üstünden çıkarılan Nusret. Yaşadığı burukluğu varın siz