Bir nehirde ilerleyen bir kayık düşünün. Sis yüzünden bir kayık gelip sizin kayığınıza çarpıyor. İlk tepkiniz öfke olur. Küfür etmek, bağırmak, hesap sormak istersiniz. Ama sis dağıldığında o kayığın boş olduğunu görürsünüz. İçinde kimse yoktur.
O an öfkeniz bir anda kaybolur.
Hayattaki bir çok olay da tam olarak böyledir. İnsanlar size hakaret eder, kaba davranır, arkanızdan konuşur. Zihniniz hemen bir hikaye üretir: "Bana saygısızlık yapıldı." "Beni küçük düşürdüler." "Buna cevap vermeliyim."
Ama Stoacılık der ki: Çoğu zaman karşınızdaki insanlar sadece akıntıya kapılmış boş kayıklardır. Onlar size saldırmazlar; kendi korkuları, öfkeleri ve cehaletleri içinde savrulurlar.
Her sesi duymak zorunda değilsiniz.
Her söze cevap vermek zorunda değilsiniz.
Neden diye sorup kafa patlatmaya hiç gerek yokmuş ya. Öyle yaptı çünkü onu yapmayı tercih etti, yanlış yapmaktan çekinmedi çünkü önemsemedi. Bazı şeyler sadece tercih ve değer verme meselesi, hepsi bu...